Hukukun egemenliğini sürdürdüğü bir toplumda umutların tükendiği bir gün asla olmaz.
Danıştay Türkiye’de yargının bağımsızlığını tartışmalı hale getiren bir düzenlemenin yürütmesini durdurarak rejimin geleceği için sigorta olduğunu bir kez daha gösterdi.
Üç yıl önce yapılan bir yönetmelik değişikliği, Adalet Bakanlığı müfettişlerine hâkim ve savcıları dinleme ve izleme olanağı tanımıştı.
Temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğine ilişkin Anayasa hükmü, bu yönetmeliğin hayata geçirilmesini önlemedi.
Böylelikle Adalet Bakanlığı müfettişleri üç yıl içinde 56 hâkim ve savcıyı dinledi, bir kısmını teknik takip bağlamında görüntülerini de alarak izledi.
Bu kararlar, hedef alınan hâkim ve savcıların Ergenekon soruşturması sürecinde isimleri geçiyor gerekçesiyle mahkemeden çıkarıldı. Fakat düne kadar hiçbiri hakkında suçlayıcı bir delil bulunamadı.
Sorun böylece kapandı mı?
Hayır, aynı tedbir kararı çerçevesinde Yargıtay, Danıştay, İstanbul ve Ankara başsavcılıklarının da aralarında bulunduğu pek çok yargı kurumu ortam dinlemesine hedef oldu.
Haberleşmenin gizliliği ilkesi tecavüze uğrarken soruşturma konusu dışındaki ilişkiler de kayda alındı.
Suç yaratma arayışı içinde tasnif edildi.
Bunlar ileride baskı aracı olarak kullanılabilir mi?
Kimse bu konuda rahatlatıcı bir güvence veremez. O nedenle hukuk devleti işleyişini garanti edecek yollardan vazgeçmemesi için iktidar üstünde baskı kurmalıyız.
Danıştay 5. Dairesi’nin kararında yürütmeye “hâkim ve savcıları dinleme yetkisi istiyorsan bunu kanunla yap” diye yol gösterildi.
Böyle bir yetkiyi bakanlık müfettişlerinin kullanması, yargı bağımsızlığı için ölümdür. Çünkü bakanlık müfettişleri siyasi iktidarın emir kuludur.
O ilişkinin sağladığı kolaylık iktidarları hatalı ve ayıplı işler yapmaya özendirebilir.
Ama Danıştay’ın gösterdiği yoldan gidilerek kanun yapılırsa o kanun Anayasal denetimin süzgecinden geçeceği için siyasi çıkar hesapları ile sakatlanmayacaktır.
Tüm tarafları koruyacaktır.
İşkence nasıl biter?
Toplumu bazı konularda habersiz bırakmamak demokrasiye saygının gereğidir.
Devlet sırlarının saklandığı Özel Kuvvetler’deki “kozmik oda” dört gündür hâkim tarafından aranıyor.
Aranan ne?.. Anlatılanlara göre hâkim, Başbakan Yardımcısı Arınç’ın evi civarında yakalanan iki subayın görevlendirmeleri ile ilgili emri bulmaya çalışıyor.
Bu açıklama pek mantıklı değil.
Çünkü o iki subayın karargâhtan bilgi sızdıran bir askeri personeli (köstebek) izlemekle görevli olduklarını Genelkurmay Başkanlığı zaten resmen açıklamıştı.
Bunu yapan komutanlık “görev emri”nin suretini dosyasından çıkarıp neden vermez?
Eğer bu görevlendirme sözlü emirle yapılmışsa neden açıklanarak kapatılmaz bu yıpratıcı ve yaralayıcı mesele?
Kafalarımız kördüğümlerle, içimiz kuşku ve karamsar ruh halleri ile doldu.
Böyle dönemlerin özelliğidir: Sanki akla en yakın ihtimalle en olmadık ihtimal gerçeğe aynı mesafede durur. Bu da her yalandan etkilenen hastalıklı bir toplum yaratır.
Soruşturmanın gizliliğine saygı duyalım ama yargı da kimseye zarar vermeden gerçeğin hiç değilse bilinmesi gereken kısmını halka duyurmalıdır.
En azından kurumları ve halkı inciten yalan haberleri teşhir edebilirler.
Sigorta çalıştı!
Haberin Devamı

