Şifreli hayat

Haberin Devamı

Hayatımız şifre çözmekle geçiyor. Aslında buna çözmek de diyemeyiz şifreler arasında kayboluyoruz...

Gençlerin sınav sorunu, yani YGS bütün vahameti ile ortada duruyor.

Ama şanssızlığa bakın ki dikkatimizi o mesele üstünde yoğunlaştırmaya devam edemeyeceğiz. Çünkü şimdi YSK’dan çıkan kararın yarattığı kördüğümü acil olarak çözmek mecburiyeti ile karşı karşıyayız.

Yüksek Seçim Kurulu’nun 7’si BDP’nin desteklediği 12 bağımsız milletvekili adayını veto etmesi deprem etkisi yarattı.

Kararın kaynağı, yüksek yargıçların oluşturduğu bir kuruldur. Hiç şüphesiz kararlarını yürürlükteki yasalar çerçeveliyor.

O nedenle de istenmeyen şeyler oluyorsa çözümün adresi bellidir: Meclis...

Yasaları çağa ve ihtiyaçlara göre düzenlemenin başka bir çaresi yok.

YSK kararlarının itiraza açık olmaması bu kurulu olağanüstü yetkilere sahip bir güç yapıyor. Bu yüzden de karar oluştururken değişik siyasi kanatların yoğun baskılarına hedef hale geliyor.

Vetolara elbette yasal gerekçeler yazılmıştır. Ama önemi yoktur. Çünkü seçilme haklarından yoksun bırakılacak olan adayların önünü kesecek yasal engeller adalete, kamu vicdanına ters düşecektir.

Bu ülke yıllardan beri bölücü terörün rehini durumundadır. Savaşsız bir çözümün umudu temsil adaleti yüksek bir parlamentodur.

BDP, yüzde 10 seçim barajı nedeniyle parti olarak seçime giremiyor. Seçmenlerinin yoğun olduğu seçim çevrelerinde bağımsız adaylar gösteriyor.

Böyle bir mecburiyeti yaratmak aslında demokrasimiz için züldür, ayıptır.

Veto kararları kimse kuşku duymasın ki en çok terör örgütünün hoşuna gidecektir.

Bu sorun mutlaka çözülmeli. Aksi halde zor bir seçim yaparız ve istikrarlı olmayan bir seçim sonrası dönem yaşarız.

Kestirme yol, vetoları geçersiz kılacak bir yeni bakış açısı geliştirip sorunu YSK’da çözmektir. Yasaklı Erdoğan’ı Başbakan yapan Siirt seçiminin mucidi YSK bunu da başarır!

Biraz uzun ama daha sağlıklı yol Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırmak ve sorunu demokratik hukuk devletine yakışır biçimde çözmektir.

CHP mükemmel bir çeviklik göstererek dün Kılıçdaroğlu ile böyle bir çözüme destek vereceklerini açıkladı.

AKP şimdilik olağanüstü toplantıya istekli görünmüyor.

Ama çözümsüzlüğün korku verici bedellerini düşününce direnemez.

YSK yolu açacak formülü bulamazsa AKP üstüne düşen borcu ödemek, CHP’nin uzattığı eli tutmak zorundadır.

İnsanlık ölmüş!

Bedri Baykam’ın uğradığı saldırı sonrası yaşadığı tecrübe insanın içini sızlatıyor.

Karnından bıçaklanmış haliyle, onca yakarmasına rağmen kendisini hastaneye götürecek bir “insan” bulamamış.

VATAN bu olayı “insanlık ölmüş” diyerek verdi dünkü manşetinde.

Yakınmak yerine sebeplere inen bir arayış her zaman yararlıdır.

Bir uzman hekim (herhalde acil serviste yaşadığı tecrübeyi konuşturarak) aydınlatıcı ve yol gösterici bir mesaj gönderdi.

Bizden şunları istemiş:

Polis yaralı getirene nasıl davranıyor, hangi ortamda ne kadar bekletiyor?

Götürdüğü yaralıya kendisinin çarpmadığını ispat etmek kolay oluyor mu?

Poliste ve adliyede iyilik sever vatandaş muamelesi mi, şüpheli muamelesi mi görüyor?

Tüm bu zorluklara seve seve göğüs gerecek kadar merhamet duygusu gelişmiş insanların arasında yaşamayı hepimiz isteriz.

Ama hayaldir. En iyisi o hayal gerçekleşene kadar polis yardımsever insanları pişman etmemeyi öğrensin!

DİĞER YENİ YAZILAR