Önümüzdeki Cumhurbaşkanı seçimi, 84'üncü yılında Cumhuriyet'in kırılma noktası mı olacak?
Korku budur.
Ve Erzurum Atatürk Üniversitesi'ndeki mezuniyet törenine başörtülü bazı annelerin sokulmaması yanlışı üzerine balıklama atlayanların çokluğu, endişeleri onaylıyor.
Türban AKP'nin yumuşak karnıdır.
Anayasa Mahkemesi ve Danıştay, laiklik ilkesi bağlamında türbana üniversitede ve kamu alanında yasak koymuştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de bu yasağı yerinde bulmuştur.
İktidar "Ulusal ve uluslararası mahkemeler kararını verdi, bu sonuca saygı göstermek zorundayız" diyemiyor. Çünkü o zaman "Dinden çıkmak"la suçlanacaklar.
Türban umudunu canlı tutmakta AKP önderleri de menfaat görmüşlerdir. "Gönlümün derinliklerinde yatan hıçkırıklar var" Başbakan'ın ilerde gurur duyarak hatırlayacağı bir söz değil.
Bu yarayı birileri hep kaşıyacaktır.
Bir yandan Erbakan'ın partisi, beri yanda AKP içindeki Erbakan uzantıları her fırsatı "Çöz bakalım" kışkırtması olarak değerlendirecektir.
Tuzaklar örülüyor
Radikal İslamcı egemenlik arayışları hiç durmayacaktır. AKP'ye Milli Görüş gömleğini yeniden giydirmenin kestirme yolu partiyi Tayyip Erdoğan'ın kontrolundan çıkarmaktır.
Bülent Arınç nasıl türban inadının tuzağına çekilerek Meclis Başkanı yapıldı ise aynı tuzak şimdi Cumhurbaşkanlığı için Erdoğan'a kurulmaktadır.
Düne kadar sabır telkinlerine riayet eden radikallerin bildiklerini okumaya hazırlandıkları gözleniyor.
Kendilerine "Başörtüsüne Özgürlük Yürüyüşçüleri" adını veren bir grup kadın Çankaya Köşkü'ne yürüdü. Sezer'i din ve vicdan özgürlüğünün önünde durmaktan vazgeçmeye, bunu yapamıyorsa istifaya davet eden grup, Cumhurbaşkanı'na verilmek üzere kapıya bir Kur'an-ı Kerim ile türbana özgürlük dilekçesi bıraktı.
Tayyip Erdoğan'ı Cumhurbaşkanı seçimine itenler, bir yandan da türban için referandum baskısı uyguluyorlar.
Türbanla ilgili yargı kararının laiklik ilkesine dayanıyor olduğunu bile bile iktidar referandumda laikliği mi oylayacak?
Asaletin gerekleri
Ülkeye, partisine ve hatta kendisine zarar verecek bir tuzağın varlığını Başbakan acaba görecek mi diye merak ediyordum.
Aradığım cevabı, Tayyip Erdoğan'ın son grup konuşmasında vermiş olabileceğini düşünüyorum.
Cumhurbaşkanını "yorgun bir parlamento" seçmesin diye 2007 nisanında genel seçim öneren Baykal'a Başbakan Erdoğan şu cevabı vermiştir:
"Bu parlamentonun enerjisini ölçme aleti kimsenin eline verilmemiştir. Bu parlamento bu görevini gayet asil bir şekilde yapacak, onlara da gereken dersi vakti-saati geldiğinde verecektir."
Konuşmada şifre sözcük "asil"dir.
Başbakan, meclis çoğunluğunun lideri olarak bir garanti vermekte, en azından kendi parti grubunu asalet taşıyan bir çözüme angaje etmektedir.
Bugünden "Ben Cumhurbaşkanı adayı olmayacağım" diyemez. Bu zaafiyet yaratır. Ama günü geldiğinde toplumsal uzlaşma adına gösterdiği feragat duygusunu "Korktu kaçtı" diye aleyhine kullanacak çevrelere karşı da bir kozu bulunmalıdır.
Erdoğan "Bunun işaretini 14 Haziran 2005'te vermiştim" diyebilir.
Beni fazla iyimser olmakla suçlayanlar olacaktır.
Onlara Erdoğan'ın bugüne kadar kritik dönemeçlerde hiç ateşle oynamadığını hatırlatırını..
Şifre söz: Asil
Önümüzdeki Cumhurbaşkanı seçimi, 84'üncü yılında Cumhuriyet'in kırılma noktası mı olacak?
Haberin Devamı

