Sıfır sorunlu günlere özlem

Haberin Devamı

Ateş Suriye kentlerini yerle bir etti. Stratejik hedefler sık sık el değiştiriyor.

Bir açıklamanın yaktığı ateşi aceleyle çıkarılan ikinci bir açıklama söndürüyor.

Kuzey Suriye’nin Rasulayn ilçesi uzun saatler süren çatışmalar sonunda PKK’nın bu ülkedeki kolu olan PYD tarafından zaptedildi.

PYD üyeleri, Türkiye sınırına 100 metre uzaklıktaki bir binada asılı duran Özgür Suriye Ordusu bayrağını indirerek kendi bayrağını çekti.

PYD’nin Suriye’de özerk bir Kürt devleti kuracağı ve bunu oldu-bitti şeklinde dünyaya kabul ettirmek isteyeceği yolunda söylemler Ankara’yı rahatsız ediyor.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu dün, Şam rejiminin herhangi bir mezhebî veya etnik temelli defacto durumları dayatma çabalarına Türkiye’nin geçit vermeyeceğini savundu.

“Suriye’deki tüm gelişmeleri büyük bir kaygı ve dikkatle izliyoruz” dedi.

Bundan birkaç yıl önce “komşuları ile sıfır sorun” siyasetini hayata geçirmeyi başarmış bir devletti Türkiye.

Şimdi başka devletlerin iyi niyetli yardımlarına bağımlı hâle düşmüştür.

Başbakan yabancı elçilere verdiği iftarda haklı bir serzenişte bulundu:

“100 bin insanın öldüğü Suriye’ye karşı hâlâ bir ses yükselmiyor.. Bu durum iyiye gitmiyor. Rusya’ya, Çin’e, İran’a sesleniyorum.. Artık destek vermeniz lâzım..”

Türkiye inandırıcı ve güven verici kimliğini acele geri kazanmalıdır.

Aksi hâlde barış çağrıları boşuna nefes tüketmek olacaktır!

Haklarını verelim

Toplumsal olayları izleyen günlerde tüm taraflar (göstericiler ve polisler) uzun bir vicdan muhasebesi dönemi yaşarlar.

O hesaplaşmaya müdahale etmemek lâzım.

Duygusal davranmamak lâzım.

Gezi Parkı eylemleri, bütün dünyada takdir gördü.

Gençler, özgürlük ve zorbalık çizgilerini ayırmaktaki yetenekleri nedeniyle övüldü, takdir edildi.

Dün Başbakan, Gezi gençlerini şiddet yanlısı gibi gösteren ve bu noktadan eleştiren sözler söyledi.

Molotof kokteyli kullanıldığını hatırlattı.

Ama pardon; Gezi Parkı gösterileri Molotof kokteyli ile simgelenemez.

Birkaç Molotof, olaylara damgasını vurmamıştır. Keşke onlar da olmasaydı.

Tanrı şahit ki polise biber gazı ve basınçlı su tatbik etme emri verilmiş olmasa o kadarı da yaşanmazdı.

Başbakan dünkü konuşmasında yine “elinde bilgisayarı ile dolaşan bir gençlik” diledi.

Keşke vicdan mahkemesi müdahaleye uğramasaydı.

DİĞER YENİ YAZILAR