Şiddet girdabı

Daha ilkokulu bitirmeden TV sayesinde 8 bin cinayet izlettiğimiz çocuklar büyüdüler. Şimdi onların bir kısmı kapkaççı, bazıları evlerimizi sık sık ziyaret eden hırsızlar, önemli bir çoğunluğu da asayişten adalete, borç-alacak ihtilâflarından otopark sorunlarına kadar her işe bakan, düzeni sağlayan (!) mafyaların genç kuşak bıçkınları

Haberin Devamı

Daha ilkokulu bitirmeden TV sayesinde 8 bin cinayet izlettiğimiz çocuklar büyüdüler.

Şimdi onların bir kısmı kapkaççı, bazıları evlerimizi sık sık ziyaret eden hırsızlar, önemli bir çoğunluğu da asayişten adalete, borç-alacak ihtilâflarından otopark sorunlarına kadar her işe bakan, düzeni sağlayan (!) mafyaların genç kuşak bıçkınları.

Sanki kaderin intikam saati gelip çatmıştır.

Büyük kentlerde can ve mal güvenliği sorunu öylesine hayatî bir önem kazandı ki, önümüzdeki seçimlerde bu meseleye inandırıcı çözüm vaat eden partilerin şansı artacaktır.

Bundan on yıl önce yine şiddeti tartışıyorduk.

Çünkü şiddeti yaşamın doğal parçası gibi algılayarak büyüyen çocuklarla 5-10 yıl sonra "sadist manyak sürüsü" bir kuşak yaratabileceğimizi söyleyerek birbirimizi korkutuyorduk.

Mübalağa yapmamışız, korktuğumuzdan daha beter bir tablo ile karşı karşıyayız.

Ve gelecek adına da umut beslemeyi hak etmiyoruz.

Dün okullarda yaşanan şiddetle ilgili dört haber geldi. Manisa, Bursa, İstanbul ve Mersin'de cereyan eden bıçaklı, usturalı kavgalarda 5 öğrenci yaralandı.

Sevginin, yardımlaşmanın, adalet anlayışının, uzlaşma ve paylaşma duygusunun yok oluşunu bellerdeki silâhlar ve dillerdeki argo dışa vuruyor. TV'lerde mafya dizilerinin ikinci tekrarları bile izlenme rekorlarını kaptırmıyor.

Cehennemine sürekli ateş taşıyan bir ahmaklığı acaba daha ne kadar sürdüreceğiz?

Kendimizi koruyamadık, bari çocuklarımızı ateşe atma gafletine bir son verelim.

Medya, siyaset ve sivil toplum, şiddeti besleyen ihaneti deşifre edip topyekûn karşısına geçmek için daha ne olmasını bekliyor?

Çankaya'dan döner
Necmettin Erbakan, partisinde buharlaşan Hazine parası yüzünden hapiste yatsın mı, yatmasın mı?

"Kayıp trilyon" davasından yediği 2 yıl 4 ay hapis cezasını Erbakan'a evinde çektirmek amacıyla hazırlanan yasa teklifi bu yazının yazıldığı saatlerde mecliste görüşülmeyi bekliyordu.

Her şey hazırdı. Komisyonda teklif metni "suç nedeniyle doğmuş zararın tazmin suretiyle tamamen giderilmesine dair hukuki sorumlulukları saklı kalmak üzere" diye değiştirilmiş, yani Hoca ev hapsi hakkından yararlanmak için parayı ödeme mecburiyetinden kurnazca kurtarılmıştı.

Halbuki bu hak, hazine parasının tazmini ön şartına bağlanmış olsa büyük ihtimalle Erbakan hapse girmemek için bu parayı bulup yatırmak zorunda kalacaktı.

Şimdi bu "özel af muhtemelen Anayasa Mahkemesi'nde açılacak bir davadan sonra genel affa dönüşecektir.

AKP'lilerin Necmettin Hoca'larına duydukları vefa borcunu niye bu kadar pahalıya ödüyoruz?

CHP lideri Baykal'ın "Erbakan için hukuk maskara oluyor" itirazı haklıdır.

Bereket Çankaya'da bu isyanı paylaşacak bir vicdan vardır.

Sezer'in bu özel affı veto etmesini bekliyoruz!

DİĞER YENİ YAZILAR