Sezer karar verdi mi?

Demokrasi halkın eğilimini sandık yoluyla meclise ve hükümet oluşumuna yansıtmalı. Halk bir tehlike görüyorsa kendini ve ülkenin geleceğini savunabilmeli. Seçim sistemi bu hakkı ona vermeli

Haberin Devamı

Demokrasi halkın eğilimini sandık yoluyla meclise ve hükümet oluşumuna yansıtmalı.

Halk bir tehlike görüyorsa kendini ve ülkenin geleceğini savunabilmeli.

Seçim sistemi bu hakkı ona vermeli.

Türk halkı olarak böyle bir haktan ne yazık ki yoksunuz. Meselâ son seçim, en yüksek oyu aldığı için AKP’yi iktidara getirdi ama AKP aynı zamanda en yüksek çoğunluğun “asla iktidarda görmek istemediği parti” konumunda da bulunuyordu.

İki turlu seçim sistemi olsa kayıtlı seçmenin dörtte birinin oyunu alarak meclisin üçte ikisine egemen olmazdı. O kadarla kalsa yine iyi...

Beşinci yılında bu yorgun meclis yeni cumhurbaşkanını da seçecektir.

AKP’li bir cumhurbaşkanı ile kasımda yapılacak seçimden çıkmış yeni bir AKP iktidarı bütünleştiğinde neler olur?

Laik rejimi savunma gerekliliğini her kaygının önüne koyan yığınlarda tedirginlik sürekli tırmanmaktadır. Çünkü AKP karşısındaki çoğunluk paramparçadır.

Birçok Batı ülkesi, iki turlu seçim sistemi ile bu tür tehlikelere karşı kendini ve ülkeyi koruyabiliyor.

Bizim bu imkânımız yok.

Birleşmek şart
Seçmenler, yine de kafalarına uyan kanadın en güçlü partisinde oylarını birleştirerek iki turlu seçimin yararına uzanabilirler. Ama onun için de kirlenmemiş bilgi ortamı gerekir. Oysa Türkiye’de birçok seçim anketi halkı yansıtmıyor, kurguluyor.

Mevta olmuş partiler, sanki biraz desteklense barajı aşıverecek oy oranlarında gibi gösteriliyor. Bu suretle AKP’ye rakip olacak blokların oluşması engellenniyor.

Böyle durumlarda çare heyecan verici yeni bir liderin çıkması ve bir idealin bayrağı altına kitleleri çağırmasıdır.

Merkez sağda böyle bir ümit yok. Ama solda ve laik duyarlılığı yüksek yığınlarda filizlenen bir hayal vardır; 17 Kasım’da yazmıştım:

Sezer solun aradığı birleştirici önder olabilir. 1970’li yılların sonunda Alman sosyal demokratlarının modeli örnek alınabilir:

Brandt partinin, Schmidt de hükümetin başında idi. Bizdeki solun Willy Brandt’ı Sezer olur, iktidar şansını elde ederse parti Schmidt’ini de bulur çıkarır.

Cumhurbaşkanı Sezer’in önceki gün Kanaltürk’ün davetine katılması bu kesimlerde “hayal gerçekleşiyor mu?” heyecanı yarattı. Bunun haklı nedenleri vardır:

Sezer tarafsızlık adına böyle davetlerden uzak durma ilkesini ilk kez, sol çizgide iktidara sert muhalefet yapan bir televizyon için bozmuştur.

Kanaltürk’ün sahibi Tuncay Özkan, üstlendiği siyasi misyon gazeteciliğinin önüne geçmiş bir şahsiyettir.

4 Kasım’da yapılan Cumhuriyet mitinginde kürsüye çıkmış ve “Cumhurbaşkanlığı önüne barikat kuracağımız günler gelecek. Tayyip’i Çankaya’ya çıkarmayacağız” demişti.

Sezer’e yaptığı daveti, siyasete katılıp solun başına geçmesi için de yapabilir.

Belki yapmıştır bile!

DİĞER YENİ YAZILAR