Geçen gün Hürriyet, Erzurum Emniyet Müdürlüğü’nde yapılan bir veda töreninin haberini veriyordu.
Emniyet Müdürü Kâmil Çolak’ın 19 ayda tam dokuz suç örgütünü çökertip 16 takdirname aldığını anlatan haber, onun Erzurum’dan alınışının halkı olduğu kadar örgütü de şaşırttığını anlatıyordu.
Öyle ya başarılı bir idareci, işbaşında bulunan siyasi iktidarın da şansıdır. Bir hükümet, kendisine de hizmeti dokunan başarılı bir idareciyi niye rahatsız etsin?
Niye bindiği dalı kessin?
Bu soruları kendi kendime sorarken Emniyet Müdürü Çolak’ın Atatürk’ü kendine rehber edindiğini belirten sözlerini okudum.
Ve cevabımı almış oldum!
AKP iktidarının getirdiği en tahrip edici değişiklik, devlet bürokrasisinde uyguladığı yükselme kriterleridir. İmam hatip kökenli olmak, türban takan bir eşle evli olmak...
Bunlar mevki sahibi olmanın ve yükselmenin sebebi olabiliyor ama kalmak ve yükselmeye devam etmek ek şartlar gerektiriyor. Meselâ tarikat veya cemaatiniz uygun değilse organ nakli operasyonlarındaki gibi bünye sizi reddedebiliyor.
Atatürkçülerin tasfiye süreci devam ederken şimdi yavaş yavaş siyasal İslâmcı takımın kendi içindeki kanatları birbirini kırmaya başlayacaktır.
Karambolde gol...
Bu gidişi millet olarak izlemek ve aykırılıkları zamanında haber almak şansımız vardı fakat Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanı makamını devretmesiyle bu fırsatı kaybettik.
Genel seçimden sonra AKP iktidarının daha büyük bir halk desteğini arkasına almış olmanın kibri ve cüreti ile laik cumhuriyete karşı ne kadar hoyrat davrandığını kaygılar içinde izliyoruz.
“Sivil anayasa yapıyoruz” karambolünde üniversitelerdeki türban yasağı kaldırılacaktır. İlköğretim okullarında bile tesettürlü eğitim yapıldığını kanıtlayan haberler halkı bıktırarak teslim almaya yönelik çabaların bilinçli bir siyaset olarak yürütüldüğünü gösteriyor.
İktidarın birinci önceliği “tevhid-i tedrisat” yasasını işlevsiz kılmak, ikinci önceliği yargının kontrolünü ele geçirmektir.
Dünkü VATAN’da Mustafa Mutlu, Onuncu Cumhurbaşkanı Sezer’in niçin köşesine çekilmiş sessiz, küskün oturduğunu soruyordu. Yerden göğe haklıdır.
Böyle kalır mıyız?
Yabancılar bizi övmek istedikleri zaman Türkiye’nin İslâm ile demokrasiyi uyum içinde birleştiren ve iki güzelliği bir arada yaşayan tek ülke olduğunu yazıp söylüyor.
Gidişi kimimiz borsadaki değerimiz patladı diye, kimimiz vergi denetimi tehdidinden korkarak, kimimiz eski yol arkadaşlarına kızgınlık nedeniyle inadına AKP’yi pohpohlamak adına böyle itirazsız izlemeye devam edersek...
Türkiye on yıl sonra “İslâm ile demokrasiyi kaynaştırmış tek örnek” diye anılabilecek mi acaba?
Sayın Sezer VATAN’dan yükselen çağrıya ilgisiz kalmamalıdır.
Cumhurbaşkanı’nın eskisi olmaz. Onun birikimine, gözlemlerine, uyarı ve öğütlerine ülkenin ihtiyacı var.
Herhangi bir siyasi çıkar kaygısı ile gölgelenmemiş tespit ve önerileri inanıyoruz ki iktidar partisi içinde var olduğunu, fakat baskı altında tutulduğunu bildiğimiz dürüst vicdanlara bile özgürlük ve cesaret kazandıracaktır.
Kararnamelerini geri çevirdiği birçok bürokrat bugün asaleten görevde.
Niye onlara güvenmedi; en azından bunu bilmeye hakkımız yok mu?
Sezer bu çağrıya kulak vermeli...
Haberin Devamı

