Sezar'ı n hakkı

Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerine başlamış bir ülke kimliğine terfi etmesi tarihi önemde bir olay.

Haberin Devamı

Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerine başlamış bir ülke kimliğine terfi etmesi tarihi önemde bir olay.

Ama Avrupa'nın Müslüman bir ülke ile genişlemeyi, yani çok kültürlü bir kimliği kabul etmesi, ondan da önemli bir olay..

Nitekim İngiliz Independent Gazetesi haberi "Atatürk'ün mirası zirveye ulaştı" yorumu ile duyururken, olayı küresel bakışla değerlendiren birçok gazete AB'nin 50 yıllık tarihinin en büyük adımını attığını ve sonsuza kadar değiştiğini yazdılar.

Artık AB'ye Hıristiyan kulübü denemeyecektir. Değişimin azameti göz kamaştırıcı.. Yarattığı sonuçlar ortadayken bunlara karşı çıkmak insanı tehlikeye atmasa bile gülünç duruma sokar.

Siyasetçiler, girilen yeni dönemde Türkiye'nin hedefine ulaşmasını kolaylaştıran yaratıcılıklar göstermek borcu altındadırlar.
Eleştiri hakkı elbette kutsaldır ama sorumluluklar daha öne çıkmalı.

Değişimin ödülleri

Dün gazetede gündemi tartışırken, ülkeyi bu şanslı aşamaya taşıyan dinamikleri değerlendiriyorduk.

1990'ların ortalarına kadar laikliği dinsizlikle bir tutan, demokrasiyi küfür sayan Milli Görüş mücahidi, 28 Şubat sayesinde demokrasiyi keşfeden arkadaşları ile AKP'yi kuran Tayyip Erdoğan, değişimin nelere kadir olduğunu ispatlayan bir karakter olarak önümüze çıktı.

Kendilerinden önceki koalisyonu sandıkta hezimete sürükleyen AB hedefi ve IMF programı, AKP'nin tek başına iktidarını inşa eden muhalefet temelleri olmuştu.

Ama iktidara geldikten sonra IMF ve AB politikalarına bağlılık, dört-beş yıl önce hayal bile edilemeyecek kazanımları, disiplin ve kararlılığın armağanları olarak ülkeye ve iktidara sundu.

Bu armağanlar üst üste sağlanan yıllık büyümeler, enflasyon canavarının yenilmesi, paramızın utancı olan sıfırların atılması, yabancı yatırımlarda ve özelleştirmede sağlanan basanlar ve nihayet, kırk yıllık AB rüyamızın nihai aşamaya ulaşmasıdır.

Baş dönmesine karşı

Sezar'ın hakkı Sezar'a; din istismarı, dokunulmazlıklar, kadrolaşma gibi konulardaki rezervlerimiz bir yana, elde edilen bu sonuçlar nedeniyle Erdoğan'ın şansını ve önüne çıkan fırsatları iyi kullandığını görüyoruz.

Demokrasiye, laikliğe, AB ve IMF'ye kökten muhalif bir karakter, Amerika, AB ve IMF karşıtlığını terk ettiği gibi Türkiye'ye Avrupa demokrasinin kalitelerini kazandıran reformların sahibi olmuştur.

Sistemi yıkmaya adanmış bir hayat, sonuçta onu geliştirmeye hizmet eden bir role dönüşmüşse ne mutlu.

Böyle durumlar hep şu korkuyu davet eder: Başarı baş döndürücü olabilir. Çünkü tarihimizde bunun örnekleri bulunuyor.
Ama artık sigortamız var:

AB'nin koyduğu demokrasi kriterleri, hazımsız siyasetçilerin sebep olacakları günah ve kazalara karşı hem bizi, hem onları koruyacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR