Şeytani plan

Haberin Devamı

Batılı ülkelerdeki Müslümanların kimlik krizi yaşayan ikinci kuşakları El Kaide’nin gizli fedaileri mi oluyor?

Avrupa’da 20 milyona doğru giden bir Müslüman nüfus bulunuyor. Bu insanlar, hayatlarını çevreleyen modern toplumdan izole yaşadıkları için kimlik krizine girebiliyorlar ve İslâm’ın en aşırı yorumlarına savrulabiliyorlar.

İki yıl önce Londra’da 52 masum insanın ölümü ile sonuçlanan terör saldırısı vesilesiyle kamuoyuna açıklanan bir araştırma, İngiltere’de yaşayan Müslümanların yüzde 13’ünün Usame bin Ladin’i haklı gördüklerini ortaya çıkarmıştı.

Dünyanın gelmiş geçmiş en kan dökücü terör baronu şimdi bu madeni işliyor.

Elindeki seçenekleri şeytani bir kıvraklıkla kullanıyor.

İşte son örnek: Londra ve Glasgow’u kan ve ateşe boğmaya kalkışan teröristler itilen, kakılan, nefret duymasını bir yerde haklı görebileceğiniz tür insanlardan çıkmadı.

Londra’daki bombalı eylemin planlayıcısı, North Straffordshire Hastanesi’nde nörolog olarak çalışan Muhammed adlı 26 yaşında bir Ürdünlü doktor.

Glasgow’daki havaalanı saldırısında kullanılan cipin içindeki eylemcilerden biri de siyasi sığınma talebi kabul edildikten sonra İskoçya’daki bir hastanede çalışmaya başlayan Bilal adlı Iraklı bir doktor...

El Kaide radikalizmi, belli ki yakıp yıkmaktan daha ileri hedeflere koşmaya başlamıştır. İngiltere’de son olarak ortaya çıkan terör saldırısı suçluları, Batı halklarının zihninde “Bütün Müslümanlardan korkmalısınız” şüphesini köklendirecektir.

Müslüman ise, insan hayatını korumaya adanmış bir mesleğin mensubu dahi terörist olabilir!.. İşte bu şüphe, medeniyetler çatışmasını Batı toplumlarından başlatacaktır.

Ufuktaki kara bulutların dağılması, El Kaide ve benzeri fanatik kan dökücüler tarafından İslâm’ın budanmasına ve itibarsızlaştırılmasına karşı Müslüman aydınların daha cesur bir varlık göstermelerine bağlıdır.

Tabii başta Amerika, tüm Batılı güçlerin El Kaide’ye bahane üreten haksızlıklarını ve riyakârlıklarını dürüstçe özeleştiriye tabi tutmaları, gelecekten ümitvar olabilmenin öteki şartıdır.


***



Müsekkin gibi karakol

Walt Disney filmlerinin en komik tiplemesi kibar görünmeye çalışan ayılardır.

Dün okuduğum bir haber beni aynı şekilde güldürdü.

Hani geçen yıl Mersin’de Başbakan’ın “Ananı da al git” diye azarladığı bir çiftçi vardı, adı Kemal Öncel... Geçen gün Başbakan’ın Mersin mitinginin selâmeti için ona “özel bir program” uygulanmış.

Emniyet Müdürvekili diyor ki:

“Öncel’in mitingde provokasyon yapacağı ihbarları aldık. Bunun üzerine savcının bilgisi dahilinde karakola davet ettik. Burada kendisine çay ikram edildi ve sohbet edildi.”

Başbakan’ı sinirlendirmesi muhtemel kişilere tedbir uygulamaktır asıl mesele. Bunun kibarca yapılması ihlâli hafifletmez.

Başbakan, AB reformlarının ifade özgürlüğüne, “inciten, şoke eden, rahatsızlık veren düşüncelerin açıklanmasına bile güvence getirdiğini” acaba bilmiyor mu?

O reformlar onun bilgisi dışında mı gerçekleşti yoksa!

DİĞER YENİ YAZILAR