Şeytana uyma!

Haberin Devamı

Birinci sayfada yer alan bir fotoğraf seçimden sonra nasıl bir geleceğe hazır olmamız gerektiği sorusuna
ışık tutuyor.

İnşallah korktuğuma uğramayız...

Resim, geçen yılın 16 Şubatı’nda Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in odasında arama yapılırken çekilmiş.

Cihaner resmin sağ alt köşesinde görünüyor.

Aramayı yapan Terörle Mücadele Şubesi elemanlarının başında müdürleri Murat Günbeyi bulunuyor. O da resmin ortasındaki beyaz gömlekli kişi...

Başsavcı Cihaner, cemaati soruşturmak isterken gazaba uğradı ve Ergenekon sanığı olarak suçlanıp cezaevine girdi, çıktı.

Yeni HSYK onu Adana’ya gönderdi.

Ve bu mağduriyet onda, aday olursa CHP’den milletvekili seçilebileceği ümidini uyandırdı. Şimdi aday..

Fotoğrafta öbür kutbu polis şefi Murat Günbeyi temsil ediyor.

İlerde hesaba çekileceği bir operasyonun sorumluluğunu üstlendiği için iktidar partisinin kendisine borçlandığını düşünmüş olmalı ki, o da AKP’den adaylığını koydu.

Şimdi cevap bekleyen soru, propaganda dönemi ve seçim sonrasının siyaseti bu zıtlık üstüne mi kurulacak?

Öyle olursa çok yazık olur.

Adayların tek seçicisi durumundaki parti liderleri nasıl karar verirler; bunu heyecanla ve tabii endişe de duyarak bekleyeceğiz.

Milletvekili adaylarını parti liderleri yerine parti örgütleri önseçim yoluyla seçselerdi daha rahat olabilirdik. Çünkü halkın gündemi siyasetin gündemine uymuyor.

Son Metropoll araştırması “Ergenekon davasının adalete ve hakkaniyete uygun bir şekilde yürüdüğüne inanıyor musunuz?” sorusuna halkın yüzde 46.1’inin “Hayır inanmıyorum” dediğini ortaya koyuyor.

Burada bir kez daha kanıtlanıyor ki sade vatandaşın tercihleri, akla ve vicdana her zaman daha yakın oluyor.

Partilerin adaylarını parti üyelerine seçtirme seçeneğine bağlı kalmamaları kendilerine de, ülkeye de zarar veriyor.

Liderler acaba neden meclisi “milli irade” diye kutsarlar, toz kondurmazlar?

Çünkü milli irade diye yücelttikleri temsilcileri, yani milletvekillerini kendileri seçiyorlar. Milletin oyu sadece mecburi bir onaydır.

O nedenle liderlere milletvekili adaylarını belirlerken ağır bir sorumluluk düşüyor. Seçim yaparken kendilerini halkın yerine koysunlar.

Seçimi Ergenekon ile cemaat arasında bir yarış yapılıyor havasına sokmaktan özenle sakınsınlar. Şeytana uymasınlar!

Yeni DGM kalkmalı!

Sorun sansür çizgisini çoktan geçti, nefes alma yasağı sınırına gelip dayandı.

Polislerin henüz doğmamış bir kitap için sezaryen operasyonu yürüttüğü saatlerde Meclis Adalet Komisyonu basına özgürlük getireceği söylenen tasarıyı görüşüyordu.

İstanbul eski Baro Başkanı Avukat Turgut Kazan, aynı zamanda Basın Konseyi’nin en kıdemli yüksek kurul üyesidir.

Acaba sesini duyabildiler mi?

“İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü, özel yaşamın gizliliği, haberleşme özgürlüğü, kısaca kişi güvenliği ve korkusuz yaşama hakkı, özel yetkili savcıların infasına bırakılmıştır.. Darbeler döneminde bile yaşanmayan, basılmamış kitabın toplama örneği yaşanmıştır.”

İzmir Barosu’nun da açıkladığı gibi tehlikenin kaynağı “CMK 250. maddesi ile yaratılan özel soruşturma ve yargılama usulüdür.”

Apaçık ortada: Başka kurtuluş yolu yok.

Söz konusu mahkemeler yeni DGM’lerdir.

Demokrasiye inananların bu “yeni DGM”lerin hemen kaldırılması amacında birleşmeleri gerekiyor...

DİĞER YENİ YAZILAR