Şeytana azap!

Haberin Devamı

Hükümetin Kuzey Irak için meclisten aldığı yetki Kandil Dağı’nı dağıtmaya yetti.
Batı medyası bölgede safari parkındaymış gibi geziniyor. İngiliz Independent gazetesi PKK kamplarının boşalmış durumda olduğunu haber verdi. Operasyon yapılsa bile Türk askerinin teröristleri kolay kolay bulamayacağını yazıyor.
The Times katil sürüsünün elebaşı Karayılan ile konuşmuş. Moda tehdidini o da tekrarlamış: “Savaş olursa bu sadece Irak’ta olmaz. Türkiye’nin tüm şehirlerinde olur!”
Kürt kökenli vatandaşlara ihanet yakıştırmasıdır bu; ülkenin eşit vatandaşları olan insanlar niçin bölücü terörün maşası olsun? PKK’nın başı mezarlıkta şarkı söylüyor!
Dün önemli bir gelişme oldu.
Irak’ın Kürt kökenli Dışişleri Bakanı Zebari Irak topraklarını derhal terk etmeleri için PKK’ya çağrı yaptıklarını açıkladı.
Bir gün önce Devlet Başkanı Talabani “PKK’nın eylemlerine son vermesini, aksi halde Irak’ı terk etmesini istedik” demişti.
Irak yönetiminin bu açıklamaları zaman kazanmak amacıyla yapıp yapmadığını anlamak için beklemek gerekecektir.
Ama şimdiden belli ki Türk askerini tahrik etmemek için Kuzey Irak bölgesel yönetimi ve hatta ABD, terör örgütünü eylemlerine ara vermeye zorlayacaktır. Zaten önümüz kış ve sahte ateşkes dönemi geliyor.
Irak yönetimi uyutma taktiği uygulamaya devam edebilir mi? Dışişleri Bakanı Zebari’nin şu sözleri şimdilik iyiye işarettir:
“Türk hükümetinin meclisten aldığı bu izin Irak’ın ensesinde, birliğinde ve egemenliğinde asılı bir kılıçtır ve biz bunu ciddiye alıyoruz.”
Atalarımız “Şeytan azapta gerek” demiş.
Ankara’nın görevi, Bağdat’ı sürekli bu tedirginliğin içinde yaşatmak olmalı!


Terim istifa!

Tükeniş anlamına gelen yenilgiler imparatorları bile indirir, sürgüne gönderir.
Ama üst üste başarısızlıklar ardından gelen Yunanistan yenilgisi sonrasında bile bizim imparator “bana mısın” demedi!
Söylediklerine bakar mısınız:
“Önce birkaç gün benle ilgili herkes bir rahatlasın. Ondan sonra biz işimize bakarız. Yunanistan maçını analiz ettikten sonra Norveç ile yapacağımız maça çıkacak kadroyu değerlendireceğim...”
Terim “Ben ders almam, ders veririm” dediği günden beri sürekli düşüş yaşıyor.
Kibir dopingli egosu o kadar çok büyüdü ki sonunda patladı!
Hatalarını düzeltecek yerde onları gösterenlere ceza vermeye kalktı. Tabii asıl Milli Takım’a ve kendisine zarar verdi.
Medyaya kol gösteren futbolcuyu takım kaptanı yapması, Terim’in gölgesinde sportmenliğin ve yeteneğin değil kulluğun ödül göreceği adaletsiz bir dönemin başladığını meydan okuyarak ilân etmekti.
Terim’e ve onun şahsında Milli Takım’a kaybettiren sebepleri spor otoritelerimiz sayıp dökmüşler; spor sayfalarımızda okuyabilirsiniz.
Bizim burada yapacağımız öneri, maçtan sonra tribünlerden gelen “istifa çağrısı”nı ciddi olarak düşünmesidir.
Terim yoruldu ve yıprandı. Yürüttüğü soğuk savaş politikasını kaybetti. Yaşadığı gerilim takıma ve hatta topluma sirayet etti.
Milli maçlar ümit ve sevinç sebebi olmaktan çıktı.
Bu haliyle artık faydalı olamaz. Çekilmeli.
“Dere geçerken at değiştirilmez” diyenlere “Ben at değilim” desin ve istifasını versin.
Böyle bir karar, kendisinden daha önemli olduğunu epeydir unuttuğu Milli Takım’ın yeni bir şans kullanmasına belki yardımcı olur.
Yeni bir teknik direktör, yitirilen ruhu Norveç maçına kadar yeniden ayağa kaldırabilir!

DİĞER YENİ YAZILAR