Sevgi ve ihanet

Haberin Devamı

Emekli General Veli Küçük’ün de aralarında olduğu 13 kişinin daha tutuklanması ile Ergenekon’da yeni aşamaya gelindi.

Mahkeme bu kişileri “Silâhlı terör örgütü kurmak ve T.C. Hükümeti’ne karşı halkı isyana teşvik etmek” suçlamasına dayanarak cezaevine gönderdi.

Aylar süren soruşturma, takip ve dinlemeler sonunda elde edilen kanıtlar bir suç örgütünün varlığını görmeye yetiyor.

Ama çapı nedir, bağlantıları nerelere uzanıyor; bunları öğrenmek için en azından iddianameyi beklemek zorundayız.

Polisi bu soruşturmaya yönelten sebep geçen Haziran’da bir emekli astsubayın İstanbul Ümraniye’deki evinde bulunan el bombalarıdır.

Otuzluk kolideki eksik 3 bombanın izini sürmek, polisi Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik saldırılara ve Hablemitoğlu cinayeti ile ilişkili olduğu söylenen kişinin İzmir’deki iş yerinde bomba atılarak öldürülmesi olayına götürmüştür.

Soruşturma ile ilgili yayın yasağı yorum yapmamızı sınırlıyor.

Fakat gazete sütunlarına kadar yansıyan örgütlenme şeması, suikast hedefi olarak seçilen kişilerle ilgili liste ve dün verilen “ikinci tetikçi de yakalandı” haberi bütün dikkatimizle izlemek zorunda olduğumuz önemli bir olayla karşı karşıya bulunduğumuzu anlatıyor.

Bazı şüphelilerin, bundan 11 yıl önce Susurluk’taki bir kazada yollara saçılan “derin devlet” organizasyonunda rol almış kişiler olması “Yeni bir derin devlet operasyonu mu?” sorusunu doğurabilir.

Öyle midir, yoksa Susurluk’ta açığa çıkan ilişkilerin rantını toplamaya dönük özel bir örgütlenme midir, yoksa hiçbiri mi değildir; bunları yargılamanın sonunda öğreneceğiz.

Ama askeri darbeye davetiye çıkaracak karışıklıklar yaratmak hedef alınmışsa hiç beklemeden bunu “demokrasiye kurşun sıkmak” diye kınayabiliriz.

Çünkü böyle bir niyet ve eylem varsa sebebinin önemi yoktur.

Böyle organizasyonlar her yerde “vatan sevgisi” ile mazur gösterilmeye çalışılır.

Ama unutmamak lâzım ki bu çağda vatanseverlik, hür seçimle ortaya çıkmış millet iradesine saygı göstermektir.

Ona karşı ayağa kalkmak, tertip yapmak veya eylem koymak ihanettir.

Yargıdan tabii ki gerçeği istiyoruz. Adalet istiyoruz. Ama mümkün olduğu kadar çabuk!

*****

Kediye ciğer...

Türban söz konusu olunca iktidar adeta kendini kaybediyor.

Açıköğretim liselerinde sınavlar var ve medya ülkenin dört bir yanında kız öğrencilerin şaşırtıcı bir çoğunluğunun bu sınavlara türbanla girdiğini belirledi.

Konya’da bir öğrenci peçesini bile açmamış!

Bu olaylar, türban yasağını liselere de genişletmeye yönelik talepleri mi yansıtıyor, yoksa cemaatler ile iktidar arasında saman altından yürüyen bir işbirliği sayesinde bir yerlere türban yasağını devam ettirmenin artık çok zor olduğu mesajı mı veriliyor?

İktidarın birinci görevi kamu düzenini korumaktır. Onun şartı da hukuka saygı göstermek, yargı kararlarına uymaktır. İktidar lisedeki türbana bile sesini çıkarmıyor.

Bu durum, eğer Anayasa Mahkemesi iptal etmezse türban yasağının sadece üniversitelerde değil, ortaöğretimde de fiilen kalkacağını göstermektedir.

Yani AKP iktidarı bu anayasa değişikliği ile bir hak yaratmıyor, göz yumduğu ihlâllere yasal kılıf uydurarak kendini kurtarıyor.

AKP ile laiklik ilişkisi, kediyle ciğer ilişkisine çok benziyor!

DİĞER YENİ YAZILAR