Bağışıklık ve güç sahibi olanlar için bir halk deyişi vardır; “Kurşun işlemez” derler böylelerine.
AKP iktidarı ve Başbakan Erdoğan düne kadar hedef oldukları yolsuzluk suçlamaları karşısında aynen böyle göründü.
Demokratik bir iklimde temiz kalmanın yolu ancak temiz olmaktır. Eğer fısıldanan şeyler açıkça yazılıp söylenemiyorsa sabır göstermek, beklemek gerekebilir.
İlâhi bir sel hiç beklenmedik bir anda ortaya çıkabilir ve “dokunulmaz”ları önüne katıp götürebilir.
WikiLeaks adlı internet sitesinin gün ışığına çıkardığı diplomatik belgeler, acaba o beklenen ilâhi seli mi işaret ediyor?
Bunu henüz bilmiyoruz ama tahminde bulunmak için şöyle bir ölçü var:
Amerikan arşivlerinden 251 bin gizli diplomatik belge sızdırıldı. Bunların 7918 tanesinin Türkiye ile ilgili olduğu ifade ediliyor. Ve şu ana kadar sadece 30 tanesi açıklandı.
İlk 30 belgenin yarattığı altüst oluşa bakarak önümüzdeki günlerin kızılca kıyamete gebe olduğunu söyleyebiliriz.
Muhalefet dikkatli
İlk raporlara yönelik tepkilerin sınırlı kalması, ağır hakaret gören siyasetçilerin bile tepkilerini kontrol etmeleri biraz bundan olmalı. Korku dağları bekliyor çünkü.
Hedef haline gelmenin maliyeti, elinde ne olduğunu bilmediğiniz bir muhatap karşısında çok ağır olabilir.
O bakımdan vitrindeki siyasetçilerin beklenen topçu ateşinden korunmak amacıyla siperlere girmiş askerler gibi davrandığını görüyoruz.
Cumhurbaşkanı Gül dün “Olur böyle şeyler” demeye gelen ifadelerle olayı sıradanlaştırmaya çalışırken “kadim dostluklarımız”ın asla zarar görmeyeceğini anlatıyordu.
Başbakan “eteklerindeki taşların dökülmesi”ni son taş düşene kadar bekleyecek mi?
Siyasi muhalefet de yabancı bir ülkenin maşası gibi görünme kaygısı ile son derece dikkatli...
CHP lideri Kılıçdaroğlu “Suçlamıyoruz; bu iddiadır” dedi ama açıklanan belgelerin sıradan şeyler olmadığını, o nedenle iddiaları kurdukları bir komisyon eliyle araştıracaklarını, öncelikle de Başbakan’ın İsviçre bankalarında 8 gizli hesaba sahip olduğu yolundaki iddianın açığa çıkarılmasına önem verdiklerini bildirdi.
Amerikan şantajı mı?
MHP lideri Bahçeli daha bile dikkatli: Yayınlanan bilgileri takip edeceklerini ama bunları iç politika malzemesi olarak kullanmayacaklarını söyledi.
Muhalefet partileri, halkta uyanacak milliyetçi tepkilere karşı dikkatli olmaya çalışıyorlar; bu belli oluyor.
Nitekim BDP Genel Başkanı Demirtaş bu duyguyu daha açık ifade etti:
“Olay, birilerinin gerçekten ele geçirdiği belgelerle Amerika’yı sıkıştırma operasyonu mu yoksa Amerika’nın diplomaside yeni bir tarz geliştirme yöntemi mi? Sormak, tartışmak lâzım..”
Demirtaş, Başbakan’ın ve çevresinin zenginliği hakkındaki konuların “bilinmeyen şeyler olmadığını” belirtirken, muhalefeti kısıtlayan şüpheyi ortaya koyuyor.
Meali şu: “Amerika diplomatik belgeleri müttefiklerini terbiye etmek için sopa gibi kullanıyor olabilir!”
Türkiye’de medyanın büyük kısmı teslim alındığı, bir kısmı korkutularak susturulduğu için kamuoyu zaten yeterli bilgi ve haber alamıyordu. Üstüne bir de bu milliyetçi içgüdünün sansürü mü eklenecek?
Hayır, belge ve bilgi sağanağı tepemizde duruyor. Yağacak; önlenemez.
WikiLeaks sel yaratmıştır.
Sel kontrol edilemez!
Sel önlenemez!
Haberin Devamı

