Sekiz yara

Haberin Devamı

Celâl Bayar “kaç bakan ayrılırsa o sayıda yara açılır” derdi.

Bu kuralın şimdi de işlemesini dilemek iktidar için fenalık düşünmek değildir.

Çünkü lider merkezli AKP demokratik kimlik kazanma şansını belki bu sayede elde edecektir.

AKP’nin demokratik kalite açısından ne kadar acınası durumda olduğunu Başbakan’ın kabine revizyonunu anlatırken sarfettiği şu söz çok net açıklıyor:

“Hiç kimse vazgeçilmez değildir!”

Bu lâf sadece diktatörlerin ağzına yakışır. “Bakan arkadaşlarımın tümü kolay vazgeçilecek değerler değildir ama..” diye başlayan bir açıklama, gerçeği yansıtmasa bile daha şık olmaz mıydı?

Kızağa alınan eski bakanlar ve bakanlık beklentileri boşa çıktığı için hınçlanan yığınla milletvekili, iktidar partisinin gün geçtikçe büyüyen iç denetim ihtiyacı için potansiyel bir güçtür. Parti içi muhalefet can sıkıcı olur ama iktidarları da pek çok yanlışa karşı korur.

“Milli Görüş” etkisinin artacağını gösteren işaretler yeni denetim ve fren mekanizmalarına ihtiyaç duyuracaktır.

Ömer Dinçer’in Çalışma Bakanı yapılması bile başlı başına bir olaydır.

Hatırlarsınız, Ömer Dinçer bir bilimsel tebliğinde “.. laiklik, cumhuriyet ve milliyetçilik gibi birçok temel ilkenin, yerini daha müslüman bir yapıya devretmesi zamanının geldiği düşüncesini taşıyorum” demiş, memurları dindar insanlardan seçerek “modern devleti İslâm’a tercüme” etmekten söz etmişti.

Ve Başbakanlık Müsteşarı olduğunda bile bu görüşünü değiştirmediğini söylemişti.

Anayasa’yı değiştirmek isteyen AKP iktidarının böyle bir kamburla nasıl yürüyeceğini dün kimse sormazdı, soramazdı.

Ama şimdi küçük de olsa bir şans belirmiştir.

Çünkü Başbakan’ın “Vazgeçilmez değilsiniz” dediği adamlar aksini ispatlamanın dayanılmaz arayışına gireceklerdir!



***




Hırsızlar beklemez

Bizim haber servisi, ilk günden tahmin ettiğimiz sonu tespit etti:

Alman Mahkemesi’nin Deniz Feneri dolandırıcılığı bağlamında basılıp aranmasını istediği şirketlerin yerlerinde yeller esiyor!

Bu talep 6 ay önce geldi.

Dolandırılan insanların hakkını aramaya ve benzer rezilliklere karşı ibret yaratmaya kararlı bir iktidar hemen ilk gün Ergenekon aramalarına rahmet okutacak çeviklikle hamle yapar, Alman mahkemesinin “asıl failler” diye adlarını verdiği kişileri yakalayıp tüm belgeleri güven altına alırdı.

Fakat tam tersi yapılmış inanç soyguncularına kanıtları yok etmek bir yana, adreslerini bile kaybettirme imkânı sunulmuştur.

Böyle bir şeyi yapsa yapsa, ortaya çıkacak gerçeklerin kendilerini de yutacağından korkan güç sahibi suç ortakları yapar!

Yanıp sönen deniz feneri ışığı, önemli bir sonun başlangıcını ihbar ediyor sanki.

Delilleri kaybetmek soruşturmayı engellemek işe yaramayacaktır!

DİĞER YENİ YAZILAR