Acılarımızı genellikle kendimiz seçeriz. Ama şehit ailelerinin durumu yıldırım çarpması gibi; yıkım ve yangın!
Gösterdikleri metanet her övgünün üstünde. Evlâtlarını ihanetin kalleş pusularında yitirmiş anne ve babaların arkadaşımız Devrim Sevimay’a anlattıkları, bu insanların ocaklarına ateş düştüğü anda bile birer fazilet anıtı gibi durduklarını gösteriyor.
Yaşadıkları tecrübeyi, başka ocaklar sönmesin ve ülke PKK melânetinden bir an önce kurtulsun diye değerlendirmeye çalışıyorlar. Son zamanlarda yükselen feveranı isyan gibi görmemek lâzım.
Geçen gün “Hep garip insanların çocukları ölüyor da bir siyasetçinin, bürokratın, generalin veya iş adamının çocuğu niçin ölmüyor?” diye sorarlarken “Onlardan da ölsün” peşinde olmadıklarını yazmıştım.
İşte, Sevimay’ın röportajında niçin adalet talep ettiklerini açıklıyorlar: Dediklerinin yapılması çocuklarını geri getirmeyecektir ama o zaman meseleye karar vericiler daha hassasiyetle yaklaşacakları için katil sürüsünün kökü kolayca kazınacaktır.
Evlât acısından süzülmüş bu tecrübelere saygı göstermek lâzım.
Şehit yakınlarının anlattıkları, bu mücadelenin en kısa zamanda profesyonel timlere devredilmesi, hafif çelik yeleklerin tüm askerlere verilmesi, o bölgedeki bütün yolların mayın yerleştirmeye imkân tanımamak için asfalt yapılması gerektiğini işaret ediyor.
Evlât acısını bilen insanlar, düşmanına bile dilemez aynı kaderi.
Yöneticilerin “Kendi canları yanmadıkça akıllanacakları konusunda umutları kalmadığı için” öyle bağırıyorlar.
Siyasetçinin ve bürokratların çocuklarını, ölsünler diye değil, doğru kararlar derhal verilsin ve kimse ölmesin diye istiyorlar.
Başbakan önleyebilirdi
Başbakan herhalde neler işiteceğini bilerek gitti Söğüt’teki Ertuğrul Gazi Şenlikleri’ne...
Lübnan’a asker gönderdiği için İsrail yandaşlığı yapmakla suçlanıyor. Bunda günahı alınıyor.
Kürt sorunu bağlamında “alt kimlik-üst kimlik” ayırımı yaparak bölücülerin ekmeğine yağ sürdüğü eleştirilerine hedef oluyor. Ve bu eleştirileri hak ediyor.
Seçime bir yıl kaldı. Milliyetçi kimliği şüphe götüren bir parti topaldır, koşamaz. Başbakan bunu bildiği için ve orada saldırılara hedef olacağını tahmin ettiği halde Söğüt ilçesine gitti.
MHP’liler ona “İsrail sizinle gurur duyuyor”, “Türk askeri yan gelip yatmıyor, can verip yatıyor” diye bağırdılar.
O da Şeyh Edebali’den esinlenerek “Hakaretleri duymadım ve hakkımı helâl ediyorum” diye büyüklük gösterisi yaptı.
Fakat bizce gösteri yarım kalmıştır.
Kürsüde kardeşlik üzerine nutuk atacak yerde 20 metre uzağına oturtulan MHP lideri Bahçeli’yi yanına davet etseydi bu tatsızlıkların hepsini önlerdi.
AKP lâf siyaseti yapıyor. Çözüm siyasetinden çok uzakta!

