Seçimin adaleti

Haberin Devamı

Hile şüphesi ile gölgelenmemiş seçim demokrasinin güvencesidir. Bu güveni duyabilen halk da şanslı bir halktır.

Türkiye’de seçimi saptıracak boyutta hile kanıtlanmadı, sandığın namusu iyi kötü korundu ama muhalif partileri destekleyen vatandaşların çoğu, seçime hile karıştığından hep şüpheye düştü.

Haziran’daki seçim, güven artırıcı yenilikler göreceğiz. Örneğin seçim sandıkları şeffaf, sağlam plastikten olacak.
Asıl güvensizliği oyların bilgisayar ortamında işleme tabi tutulduğu “kapalı kapılar ardında” neler döndüğü şüpheleri yaratıyor.

Yeni yasa değişikliği buna tedbir getiriyor; son seçimde en çok oyu alan dört parti ile son dönemde mecliste grubu bulunan partiler, YSK’da bir asil ve bir yedek temsilci bulunduracaklar.

Bunlar önemli gelişmelerdir. Ama dürüst bir seçim yapmanın şartı sadece oyların doğru sayılması değil. Onun öncesi var.
Seçim bir yarıştır; yani şartlar eşit olmalı.

Sandıkta ödeme biter

İktidar partileri devlet olanaklarını kullanarak yarışın adaletini hep bozmuşlardır ve AKP bu alanda aşırıya bile kaçmıştır.

Toplu açılışlar, devlet imkânları ile propaganda değil mi?
Ama rekabetin adaletini asıl bozan sebep, yoksul yurttaşlara iktidar partisinin yaptığı gıda ve kömür yardımlarıdır.

Ülkemizdeki yoksulların 3 milyon ailede 14 milyon kişi olarak tahmin ediliyor. Ortalama 10 milyon seçmen demektir..

Bu kitleye dönük çalışmada elde edilecek başarının seçim sonucunu etkileyeceği kesindir.

Önceki genel seçimde CHP’nin başında Baykal vardı. Gıda ve kömür yardımı alan vatandaşlara “Devlet veriyor bu yardımları; hepsini alın ama oyunuzu inandığınız partiye verin, sakın satmayın“ diye seslenmişti.

O zaman sitelerde bekçilik, bahçevanlık yapan ama evleri varoşta olan 5 kişiye bu çağrı için ne düşündüklerini sormuştum, hiç unutmam. Bir tanesi bile Baykal’ın çağrısına itibar etmedi. Hele biri, ortak hissiyatı çok açık ifadelendiriyordu:

“Biz Anadolu’dan geldik. Aldığımız terbiye böyle. Bu yardımları ne için verdiklerini ben biliyorum. Bunu alıyorsam, borca giriyorum demektir. Sandıkta ödeyeceğim...”

Demokrasinin sigortası

CHP’nin dün açıkladığı “aile sigortası” projesi, seçimin adaletine gölge düşüren bence en önemli sebebi ortadan kaldıracaktır.

Kemal Kılıçdaroğlu, aile sigortası ile 14 milyona yakın yoksulun oluşturduğu 3 milyon aileye, sahip oldukları çocuk sayısı ile bağlantılı olarak 600 ile 1200 lira arasında aylık ödeyeceklerini açıkladı.

Aile Sigortası Kurumu bu ödemeleri, evin kadını adına açılacak olan banka hesabına yapacak. Projenin mali kaynağı, AKP iktidarının halen bu amaçla kullandığı 4.1 milyar liraya bütçeden 7,5 milyar lira eklenerek sağlanacaktır.

Kılıçdaroğlu’na göre bu katkı, kamu harcamalarının yüzde 2’sini bile tutmuyor.

CHP’nin aile sigortası projesi halka iyi anlatılabilirse değerli kazanımlar getirecektir. Bir defa seçimdeki iktidar-muhalefet rekabeti adaletli bir zeminde yürümeye başlayacak, sadaka kültürünün millet iradesi üstünde yarattığı ipotek çözülecek, yoksula yardım uygulaması çağdaş bir sosyal devlete yakışır hale gelecek, 14 milyon vatandaşımız özgürlüğünü, onurunu kazanacaktır.
Hatta belki AKP de nohut, makarna, kömür dağıtmanın artık eski kazancı getirmeyeceğini görerek CHP’nin peşine takılır.
İyiyi taklit etmenin ayıbı yoktur!

DİĞER YENİ YAZILAR