Seçim yatırımı

Haberin Devamı

Siyasetçilerin yaptıklarına baktıkça insan Bismark’ın dediklerine hak veriyor.

Alman İmparatorluğu’nun kurucusu olan bu büyük devlet adamı “Siyaset karakteri bozar” demişti.

Meclis’teki milletvekillerinin sayısından daha fazla suç dosyasının dokunulmazlık koruması nedeniyle sekiz yıldan beri raflarda bekliyor olması, benzeri olmayan bir bozulmadır.

Sebep olanlar, seyirci kalanlar, güven duyulmayı hak etmiyorlar.

Hele seçimler yaklaşırken onların her dediklerine ve her yaptıklarına şüphe ile bakmakta yarar vardır.

Mesela sormak lâzım; Başbakan paralı askerlik konusunda yüzbinlerce genci beklenti içine sokarken bu insanları boş bir hayale sürüklemekte olduğunu bilmiyor muydu?

Bence biliyordu.

Çünkü benim Genelkurmay Başkanı’nın ağzından duyduğum “olmaz” gerekçelerini Başbakan’ın bilmemesi mümkün değildir.

1. Askere gidenlerin sayısı ihtiyacı karşılamıyor;

2. Terörle mücadele devam ederken ayrıcalık yaratmak zarar verir.

Bu gerekçeler hükümet katında kabul görmüş olmasa Genelkurmay Başkanı aylar önce bize “paralı askerliğin zamanı değil” diyerek risk almazdı.

Başbakan’ın olmayacağını bile bile TV üstünden bu beklentiyi uyandırması, sadece yaklaşan seçimle açıklanabilir.

Başbakan bu yolla, aileleri de hesaba katıldığında milyonu aşacak büyüklükteki bir seçmen kitlesine “İstedim ama askere kabul ettiremedim. Direnebilmem için sandıktan beni daha güçlü çıkarın” mesajını vermiştir.

Yandaş basın da haberi “Bedelli askerlik başka bahara kaldı” diyerek bu oyunu seçim yatırımına dönüştürmüştür!

Oy avcılığı tamam da, bunu Silâhlı Kuvvetler’e husumet yaratmak pahasına yapmak ayıp olmuyor mu?..

Başbakan Genelkurmay Başkanı’nın yüzüne nasıl bakacak?

Siyaset böyle bir şey...

Seçim mevsimlerinin değişmez işareti af çiçeklerinin açmasıdır. Bu sömürü hep toplumsal felâketler doğurmuştur ama siyasetçiler her seçimde tövbelerini bozmuşlardır.

MHP lideri Devlet Bahçeli “çocuklara af” önerisi ortaya attı. Rahşan Ecevit affının yıkıntıları hâlâ ortada. Kan dökücü kötülüklerini çocuklar üstünden yürüten bir toplumda bu öneri belki birkaç yüz çocuğu hapisten kurtarır. Ama emin olun binlercesini, “af geliyor” diye kana bulaştırır.

Seçim kazanmak iyi bir şey. Ama kötülük yapmadan, günaha girmeden...

O söze sansür

“İster asarsın, ister kesersin...”

Başbakan Erdoğan 23 Nisan’da koltuğunu devrettiği Elgin’e bu şekilde hitap ederken şaka mı yaptı, yoksa boş bulunup “kendi gerçeği”ni mi söyledi?

Çünkü pek çok olayda Tayyip Erdoğan’ın istediğini astığını, istediğini kestiğini biliyoruz.

“Ben Başbakanım” diyerek muhataplarına karşı asma-kesme benzetmesine rahmet okutacak tepkiler gösterdiğini, hukuka dayanmayan müeyyideler uyguladığını unutmadık.

Şu anda Meclis’in üstünde çalıştığı anayasa değişikliği teklifi dahi, yüksek yargı kurumlarını asmaya, kesmeye çalıştığına dair benzersiz bir örnektir.

Ama sanki bazı iyileşmeler oluyor.

Mesela yandaş basın, Erdoğan’ın “küçük başbakan”ı koltuğuna geçirdikten sonra verdiği öğütü (!) okurlarının gözünden kaçırmaya çalıştı.

İktidarı ve Başbakan’ı korumak adına açıkçası sansür uyguladı.

Bu durum, Başbakan’ın sözlerini gaf olarak gördüklerini ortaya koyuyor.

Dileriz Başbakan bu iyi niyetli gayretlerini yanlış anlamaz!

DİĞER YENİ YAZILAR