Bütün toplar CHP’ye çevrilecek seçim iki kutuplu bir mücadeleye kurgulanacak!
AKP baştan beri böyle düşünüyordu ama mitinglerin yarattığı uyanış, stratejinin daha abartılı uygulanması ihtiyacını doğurmuş olmalı.
Başbakan iki gündür CHP ile yatıp CHP ile kalkıyor. Doğru şeyler de söylediği oluyor arada. Mesela “Kendilerini sosyal demokrat olarak tanımlayanların çalışma hayatına, çalışanlara, sosyal yardımlara ilişkin tek bir önerilerini duydunuz mu?” diye sordu.
Haklı, ben duymadım.
Ama demokrasi üzerine ettiği güzel sözler kendi eylemleri ile uyuşmuyor. Mesela yabancı medyaya laiklikle ilgili yığınla söz ettiği halde laik devlete bağlılıklarını açıkça bir türlü söyleyemedi.
“Laiklik din değildir. İslâm bir dindir. Biz İslâm’la laikliği aynı terazide tartamayız” ne demek? Kim tersini söylüyor?
“Bir kişi laik bir devleti savunma anlamında laikim diyorsa ona da eyvallah. Onu da kabul ediyoruz” dediği halde laikliği bu dar anlamında bile savunduklarını söyleyemedi.
Toplumdaki tedirginliğin sebebi budur.
O “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” deyişine sürekli vurgu yaptıkça insanların hafızalarında Tayyip Erdoğan’ın değişim öncesi seslenişi yankılanıyor. Ne demişti:
“Tutturmuşlar bir laiklik elden gidiyor, laiklik elden gidiyor... Millet istedikten sonra tabii gidecek yahu!”
Cumhuriyet mitinglerinin sebebi AKP’nin yarattığı güvensizliktir. İktidar gücünü AKP’nin iyi kullanmayışı, korkuya kapılanları önce meydanlara, sonra merkez sağ ve solda birlikler oluşturmaya sürüklemiştir.
Başbakan yarattığı uyanıştan korkmaya başlamış olmalı ki AKP-CHP kutuplaşmasını körükleyerek öteki partileri gündemden düşürüp unutturmaya daha çok çaba harcayacaktır.
Ama ok yaydan çıktı; savunma refleksi hükmünü yürütecek. Merkez soldaki buluşma da gerçekleşmek üzeredir. Ziyan olan oyların ülkeye çıkardığı maliyeti artık millet öğrendi.
AKP baraj altında kalacak partileri çoğaltma hesabına oynayacak yerde güvensizlik üreten, laiklik konusunda samimi olmayan tutumunu düzeltmeye çalışmalıdır.
2007 Türkiyesi’nin, laiklik ve demokrasinin tarifine sıkışmış bir tartışma gündemi ile seçimlere gitmesi ayıptır, yazıktır, günahtır!
Yazlıkçılara uyarı
İrtica korkusunun en önemli kazanımı sivil toplumu örgütlenmeye mecbur etmek oldu.
Seçim uğruna tatili kesintiye uğratmamak için önerilen “nakil” çözümünün aslında çözüm değil tedbir aranan tehlikeye ödül olacağını derhal kavrayıp alârm zillerine bastılar.
Öğüt şu: Muğla’da vereceğin oy oradaki milletvekili sayısını arttırmayacak ama İstanbul’da çok sayıda milletvekili kaybettirecek.
Öneri şu: Seçmen kütüğünü naklettirmek için şimdi yapacağın masrafı 22 Temmuz’da yap, oyunu yerinde kullan!
Şu uyarıyı da ilginç buldum: Bütün bir ömür çarşaflı gezmek istemiyorsanız bir gün mayosuz gezin.
Şehrinizde oy verin!

