Siyasetçilerin bazen kendilerini girdaba kapılmış gibi hissettikleri olur.
Kontrolden çıkıp kötü bir maceranın karanlığına doğru yuvarlandıklarını hissederler ama önleyemezler.
Dün CHP lideri Baykal AKP oylarının yüzde 20’lere ineceğini söylüyordu.
Keşke... Çünkü bu iktidar partisinin de şansı olur.
AKP öyle bir yola girdi ki, onur kırıcı bir yıkımdan onu ancak kaybedeceği bir seçim kurtarabilir!
İcraatlarına her gün, ileride hesabını vermekte çok zorlanacağı suçlar ve yanlışlar ekleniyor.
Seçimlere kadar kendilerinden bir mağdur üretme çabaları artık işe yaramıyor alay konusu oluyor.
Çünkü hiçbir demokraside yedi yıllık bir yönetici kadronun suikast ve darbe korkuları çekerek ülkenin havasını zehirlediğine, halkı endişelere soktuğuna ikinci bir örnek yoktur.
İktidar Yargıtay’da boş bulunan 33 yargıç kadrosu için yapılması gereken seçimlerin önünü sekiz aydır tıkıyor.
Bu seçimi yapma görevi ve hakkı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na ait. Ama iktidar “33 yargıcın 11’i benim istediklerim olmazsa kilitlerim” diyor ve seçimi kilitliyor.
Bu anayasa suçudur, ağır bir yetki suiistimalidir ve siyasette “gözü dönmüşlük hali”ne daha uygun düşecek bir örnek az bulunur.
Dünya da görüyor...
Ekonomiyi küçülten, işsizliği artıran, açılım siyaseti ile de kızgınlık ve kırgınlık yaratarak duvara toslayan AKP’nin mutlaka bedel ödeyeceğini söyleyen Baykal dün yalnız değildi.
O konuşurken, siyasi risk analizleri konusunda en önemli kuruluşlardan New York merkezli Eurasia Group 2010 yılı tahminlerini açıklıyordu.
Dünyada 300 yatırım kuruluşuna danışmanlık veren Eurasia’nın raporunda “Siyasal riskler Türkiye’yi her taraftan vuruyor” tespiti yer alıyor.
Ekonomik küçülme nedeniyle giderek desteğini yitiren AKP’nin, ordu ve yargı ile kavgalarının giderek kontrol edilemez hâl aldığı, dış politikada İslamcılarla laikler arasındaki çatışmayı körükleyen kaymalar olduğu, Kürt açılımında ise kayıpları ağır olan bir başarısızlık yaşandığı anlatılıyor.
Bu tespitlerin çoğu yerindedir ama hiç biri başedilmez değildir.
Bizce asıl sorun AKP’nin enerjisini sorunları çözmek amacıyla kullanmak yerine halkı sahte ve abartılı tehdit ve tertiplerle dehşete düşürmek için israf ediyor olmasıdır.
Boş lâfla yürümez
Millet önceki gün yapılan Çankaya Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı’nın kurumlar arasındaki kangrenli yarayı ameliyat edeceğini bekliyordu.
Hiçbir gerçek meseleyi konuşmamışlar meğer. Yiyip içip dağılmışlar...
Başbakan haklı, kurumlar arasında çatışma yok, iktidarın birçok kurumla, temel kurumlarla çatışması var.
Daha kötüsü, sorunları uygarca ve hukuka uygun biçimde çözerek çatışmayı bitirme niyeti de yok.
Amaç zaptetmek, boyun eğdirmek, dikta hedefine rap rap yürümektir.
Böyle bir durumda seçimi kaybetmek AKP için de kurtuluş olur.
Ama muhalefetin akılcı ve çalışkan olması gerekiyor. İniş başladı diye zafer hayalleri kurmaya başlamasınlar.
Alternatif politikalar önermeyen eleştiriler artık boş lâftır.
Muhalefet “yanlış” dediği her şeyin doğrusu nedir; söylemeli.
Projeleri ile konuşmaya başlamalı.
Tüm partiler, seçim ortamına girerken sadaka ve avanta dağıtımını önlemeyi sandıkları oy hırsızlıklarına karşı, her türlü hileye karşı korumayı garanti altına alacak biçimde şimdiden örgütlenmelidir.
Seçim kurtarır
Haberin Devamı

