Seçim özellikle iktidar ve ana muhalefet partisi arasında proje yarışına dönüştü.
İki parti de “harikalar kumpanyası” kimliğini hak edecek vaatler açıklıyor.
AKP haftalardır bir “çılgın proje” merakı pompalıyordu. Başbakan Erdoğan projeyi dün açıkladı.
“İstanbul’un Avrupa yakasında, şehrin batısında, Karadeniz ile Marmara Denizi’nin arasına, yaklaşık 45-50 km uzunluğunda bir kanal yapıyoruz” dedi.
İlk aşamada 10 milyar dolar, kanal çevresinde yaşam alanları geliştikçe 50 milyar dolara kadar varan bir yatırım söz konusu olacak.
Herkesi heyecanlandıracak bir hayaldir bu.
Ama seçim zamanı ortaya atılan büyük projeler genelde pek sağlıklı olmuyor.
O bakımdan tedbirli yaklaşmakta yarar vardır. Çünkü bu kanal, bilinen ihtiyaca hizmet etmeyecek.
Dünyadaki kanalların hemen tümü deniz taşımacılığını, kıtaları katetmek mecburiyetinden kurtaran çözümlerdir.
İstanbul kanalının böyle bir fonksiyonu olmayacak. Şimdilik Trakya yarımadasının nisbeten yavaş gelişen bölgelerine doping olacak, yaratacağı rant beklentisi ile spekülatörlerin ve müteahhitlik şirketlerinin iştahını kabartacaktır.
Tabii bölgenin halkı ve gençleri de açılacak devasa iş olanaklarını düşleyip heyecana ve ümide kapılacaklardır.
CHP’nin oy deposu olan bölgeye özel olarak hazırlanarak atılmış bir seçim bombası olabilir mi bu proje?
Hele Kılıçdaroğlu’nun Edirne’de olduğu bir gün seçildiğine göre olabilir!
Ve CHP’nin aile sigortası projesi ile gönlünü çeldiği yeni seçmenlerin bir kısmını burada AKP’ye çevirebilir.
CHP’liler dün projenin aşırma olduğunu iddia ederek gazete kupürlerinden kanıtlar sundular.
Bunlar Bülent Ecevit’in 17 Ocak 1994 tarihinde yaptığı yazılı açıklama ile İstanbul Kanalı’nı önerdiğine dair haberlerdi.
Kanalın yeri de, aynen Başbakan’ın tarif ettiği biçimde belirtiliyordu.
Başbakan böyle bir karşı hamleyi hesap etmiş olmalı ki konuşmasında tedbirli davrandı. “Bu ülkede hayal olan ne varsa hayal olmaktan çıkarıp hedefe plana, projeye dönüştürdük” dedi.
Projelerin yarıştığı bir seçim yaşıyor olmamız iyi ama gerçeklerden kopmak Harikalar Kumpanyası’nda, hayal âleminde zaman öldürmek riski de var...
Böyle hayal projelerinin “cambaza bak” çağrısı yapan iktidarın halka kurduğu seçim tuzağı olması ihtimal dışı mıdır?
Hayır değildir. Çünkü kanal projesi gündemi epey meşgul edecektir.
Bu sayede yolsuzlukların, işsizliğin ve baskılarla karartılan hayatımızın hesabını soranlara daha az zaman kalacaktır.
Ama şunu da unutmamak lâzım:
Dünyanın çağdaş harikaları, tarihtekiler gibi hep çılgın rüyalardan almadı mı ilhamını?
Bu bir seçim..
İletişim olanakları sınırsız.
Hayal kurmak isteyenlere de, gerçek sorunları deşmeyi önemseyenlere de yetecek kadar zaman ve imkân var.
Nasıl oturuyor?
Kültür Bakanı Ertuğrul Günay keşke sebep olduğu düş kırıklığının büyüklüğünü hissedebilse..
Eminim bir dakika durmaz istifasını verir ve şimdiye kadar oturduğu o koltuğa ne kadar lâyık biri olduğunu kanıtlardı.
Bir Kültür Bakanı, ülkesinde heykel yıkılırken yerinde oturamaz.
Oturuyorsa yaptığı işgalciliktir.
Bakan rolünü hakkıyla oynayacak birinin önünü tıkamıştır çünkü.
Bu ağır ayıbı hafifletmek için küçük bir şans varsa, onu ülkeye kaybettirmiştir.
Vebali büyüktür. Tanıyanların yakıştıramadığı bu vurdumduymazlığı kendine nasıl yakıştırıyor?
Onu İzmir’den aday yapan kaderi, ilâhi adaletin hükmü olabilir.
Sorun İzmirlilere havale edilmiştir!
Seçim bombası!
Haberin Devamı

