Sebebi ne olabilir?

Haberin Devamı

Doğan Grubu’na yönelik iktidar baskısının yarattığı şaşkınlık ve eleştiriler dünyada daha sık yankı bulmaya başladı.

Son olarak ünlü The Economist dergisi dün hükümetin, ülkedeki en büyük medya grubuyla mücadelesinin çirkinleştiğini yazdı.

Doğan Grubu’na kesilen öldürücü vergi cezasını başyazısında ele alan dergi şu değerlendirmeyi yapmış:

“Bazı gözlemcilere göre mücadelenin basın özgürlüğü meselesi ile pek bir ilgisi yok. Olay daha çok Anadolu kökenli ve dindar yeni bir girişimci sınıfın ortaya çıkışıyla ilgili. Bu sınıf AKP’nin yükselişinin simgelerinden birini oluşturuyor. Doğan Grubu’nun da bir parçası olduğu eski İstanbul eliti gerilerken onlar giderek güçleniyor.”

Sıfır muhalefet

Doğru, AKP iktidarı yedi yıl boyunca eline geçen her fırsatı kendine ait bir zengin sınıfı yaratmak için kullanmıştır.

Ama hepsi bu değil; Açılan savaşın basın özgürlüğü ile doğrudan ilgisi vardır!

Çünkü iktidarın amacı önümüzdeki seçime “sıfır muhalefet”le gidecek şartları oluşturmaktır.

Evet birinci hedef budur.

Belki burada şöyle bir soru sorulabilir:

“Kötü niyeti gizleyen bir çaba niçin ihmal ediliyor?

Yok etme girişimi neden bu kadar açıkça yapılıyor?”

O cevabı da son iki seçimde “tam isabet” sağlayan araştırmacı Adil Gür’ün yaptığı değerlendirmelerde bulmak mümkündür.

Seçim ihtimali

Gür “Kürt açılımı oy kaybettirdi. Çözüm için af gerekiyor ama AKP bunu ağzına almaya cesaret edemez. Açılım seçim sonrasına kalır” diyor.

Ekonomik krizin ve işsizliğin süreceğini, dolayısıyla iktidarın kötüleşmeden doğacak oy kayıplarını sonuna kadar beklemek istemeyeceğini söylüyor.

Adil Gür muhalefetin hazırlıksız durumda olmasının da AKP’yi cesaretlendireceğini yani önümüzdeki yılın baharında bir “baskın seçim” veya sonbaharında “erken seçim” beklemek gerektiğini savunuyor.

A&G Araştırma Şirketi’nin Başkanı Gür’e göre ekonomik krize yoğunlaşmak yerine türban yasasından başlayıp Kürt açılımına kadar birçok ikincil meseleye takılan iktidar seçmenini kızdırmıştır ve oy kaybedecektir.

İktidarın bağımsız medyaya yönelik aceleci hoyratlığını erken seçim şartlarının tahrik ettiğini düşünmek akla daha yakın geliyor.

Peki Doğan Grubu gibi vergi rekortmenlikleri ile inşa edilmiş örnek bir yapının dahi Türkiye’de güven içinde yaşama garantisine sahip olmaması kişiye özel, istisnai bir durum mudur?

Hayır.

İnsanlar haksızlığa uğrayan başka insanlar için seslerini yükseltirken aslında geleceğe dönük olarak kendilerini de savunduklarını bilmeliler.

Daha önce böyle bir ahlâk ve hukuk ihlâli yaşamadığımız için tecrübe eksiğimiz olabilir.

O zaman iktidar da “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyenler de tarih okusun!

DİĞER YENİ YAZILAR