Sayın Başkan sözünü tut!

Dilara’yı öldüren kanalın müteahhit şirketi MVM iki yıl ihalelere girmekten men edilerek cezalandırılmıştı ya...

Haberin Devamı

Dilara’yı öldüren kanalın müteahhit şirketi MVM iki yıl ihalelere girmekten men edilerek cezalandırılmıştı ya...

Meğer o haber, adalete öncülük eden yürekli bir liderliğin erdemi değil, köpüren toplumsal tepkiyi yatıştırmaya dönük bir kurnazlık tedbiri imiş.

Anadolu’da halk bu tür manevralara “çakallık” der.

İnternetten gelen mektuplar, halkın büyük çoğunluğunun bu habere inanmadığını gösteriyordu.

O mektuplardan birini saklamıştım. Funda Y. adlı okurumuz haberin kendisini güldürdüğünü belirterek şu tahmini yapıyordu:

“Lütfen takip edin, bu şirketin sahibi İSKİ Müdürü’nün arkadaşı ve avukatı da aynı zamanda Kadir Topbaş’ın avukatı ise başka isimler altındaki şirketleriyle ihale almaya, bizi aldatmaya devam edecektir.”

Hayatın gerçeği, bu şüpheci okurumuzu bile sollayıp geçti.

Bildiğiniz gibi Dilara’nın ölümü üzerine facianın yaşandığı Tavukçuderesi projesini yürüten MVM şirketinin sözleşmesi iptal edildiği gibi 2 yıl da ihalelere girmekten men cezasına çarptırıldığı duyurulmuştu.

VATAN muhabirleri söz konusu şirketin 187 milyon euro’luk (350 milyon YTL) Ambarlı Atıksu Arıtma Tesisi ve Deniz Deşarjı İnşaatı ihalesini aldığını ve gerekli sözleşmeleri imzalamak üzere İSKİ’ye davet edildiğini belirlediler.

Davetiye, kaderin bir cilvesi olarak, Dilara’nın kartonla örtülerek tuzak halini alan rögara düşüp öldüğü günün tarihini taşıyor.

Yetkililer “Bu davetiyeyi gönderdiğimizde o talihsiz ölüm gerçekleşmiş değildi” mazeretine sığınabilirler.

Ama bu mazeret MVM şirketine verilen 187 milyon euro’luk büyük işin, iki yıllık ihale yasağı kapsamında niçin iptal edilmediğini açıklamaya yetmez.

Belediye Başkanı Topbaş, Ambarlı ihalesinin MVM şirketinden alındığı haberini duymak için halkın ve medyanın tetikte beklediğini bilmelidir.

Aksine hareket etmek yalnız Dilara’nın ruhuna azap vermeyecek, adalet umudunu yitiren toplumun gazabını davet edecektir.

İşkenceye devam!
İmarbank bonozedeleri dört yıldır eziyet çekiyor.

22 bin aile, sorumluluğu devlete ait bir suçun mağdurları olarak yıllarca cehennem azabı yaşadılar.

Kaçı bunalıma girip intihara teşebbüs etti veya devasız hastalıklara yakalandı;

Kaçının çocuğu annesine, babasına acıyıp sisteme düşman hale geldi?

Bunların sayısını bilmeye imkân yok. Çünkü çoğu acılarını içlerine gömen soylu insanlardır bunlar. Çoğu ikramiyesini bonoya yatırmış memurlar, işçilerdir.

İktidar İmar Bankası’nın bütün ceremesini ödediği halde nedense bonozedelere hasım gibi baktı.

İdare mahkemeleri uzun bir yargı süreci ardından SPK ve BDDK’nın hizmet kusurunu tespit ettikten sonra bonozedelerin kaderi değişti. Paraların ödenmesine ilişkin karara yapılan “yürütmeyi durdurma” talebinin reddedilmesi üzerine artık iktidar için bahane kalmadı.

Buna rağmen paraların ödenmesini sağlayacak özel kararnamenin tamamlanması mümkün olmuyor.

Her fırsatı siyasi çıkar için sömüren AKP iktidarı, bonozedeler olayında siyasetçi yaklaşımından uzaklaşmaktadır.

Merak ediyorum, bu insanlara iktidar niçin hasım gibi davranıyor?

DİĞER YENİ YAZILAR