Anadolu’da “jandarmayı kadına taşlatırlar” diye eski bir söz vardır.
TÜSİAD’ın son yıllarda kadın başkanlarla yönetilmesi tercihinde, iktidarı eleştirmenin risk maliyetini hafifletme kaygısı etkili olmuş mudur?
Bunu bilmiyoruz ama bir tarafı kadın olan tartışmaların daha az yıpratıcı olduğuna şüphe yok.
Evet Başbakan köpürdü TÜSİAD’a “Sen sus, işine bak” dedi, partideki yardımcısı Hüseyin Çelik “Partinizi kurun karşımıza öyle gelin” diye meydan okudu ama yine de “kadın başkan tedbiri”nin işe yaramadığını kimse söyleyemez.
Böyle durumlarda duymaya alıştığımız tehdit ve hakaretamiz suçlamalar terbiye sınırlarından pek taşmamıştır.
Bir yandan eleştirilerin dikkate alındığı görüntüsü verilirken tartışmada iktidar sözcülüğüne bir de kadın (Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin) getirilmiştir.
Fatma Şahin son olarak TÜSİAD’ın kadın başkanına sitem ediyordu. Bakan’a göre yapılan düzeltme kız çocukları ile ilgili sorunu çözdüğü halde Ümit Boyner bu iyileştirmeyi görüp takdirini belirtmemişti.
Madem iyi, niye bozdunuz?
Bakan Şahin iktidarın “korkunç bir irade” göstererek kızlardaki okullaşma oranını hayret ve hayranlık verecek hızda artırdığını, Davos’ta yabancıların bu başarı hikâyesine inanamadıklarını, tercüme hatası yapıldığını sandıklarını anlattı.
Mesaj şudur:
İktidar dördüncü yıldan sonra kızları eve göndermek isteseydi kesintisiz 8 yıllık eğitimi, okullaşma oranını yüzde 90’ın üstüne çıkaracak kadar ciddiye almazdı.
Kuvvetli bir mesaj ama şöyle bir soruya da davetiye çıkarıyor:
İktidarın derdi gerçekten okuyan kızların sayısını artırmak idiyse niçin iyi giden bir düzeni tersine çevirmeye kalktılar?
Siyasette şüphe etmek kabahat değil görevdir. Hele konu çocuklarımızın eğitimi ise...
Eğitimle ilgili düzen değişikliği teklifi alt komisyondan çıktı. Şimdi milletvekilleri görevlerini yapmalı.
Bütün soruları sormalılar, imam hatiplerin orta kısımları tekrar açılarak laik eğitime paralel bir din eğitimi alternatifi yaratılmak isteniyor mu; merak etmeliler.
Bu sorumluluk muhalefet milletvekilleri kadar iktidar milletvekillerini de bağlıyor. Çoğunluk onlarda; daha bile fazla bağlıyor.
Hak edin selâm dursunlar
AKP grup yöneticileri, milletvekillerinin dilek ve taleplerini araştırmışlar. Vekillerden bazıları parti yöneticilerinin kendilerine selâm vermediklerini, gülümsemediklerini söylemişler.
Bu muamele eskilerin “istiskal” dedikleri bir yok sayma davranışıdır. Böyle bir muamele nedeniyle incinen parlamenterler, muhataplarına söz söylemeden önce kendilerini bir gözden geçirmelidirler.
Bu iktidar, istediği her yasayı istediği hızla çıkarmasına yetecek ezici çoğunluğa sahip olduğu halde onlarca Kanun Hükmünde Kararname çıkararak devlet düzenini ve usullerini tepeden tırnağa değiştirdi.
Bu operasyon Meclis’i tanımamak, görev ve yetkilerini elinden almaktı.
İktidar milletvekilleri “gık” çıkarmadı bu yetki tecavüzüne. Yapılan ağır bir saygısızlıktı ve o saygısızlığı sineye çekenlere bakanların bir “merhaba”yı ve tebessümü çok görmesi hiç şaşırtıcı değildir.
Dileriz iktidar milletvekilleri, büyüklerinin esirgediği selâm ve saygıyı kazanmanın fırsatını değerlendirirler.
Eğitim reformu teklifi fırsattır!
Saygıdeğer olmak
Haberin Devamı

