Şunun şurasında üç ay bile kalmadı; yeni Cumhurbaşkanı için hâlâ fal açıyoruz. Ne ayıp!
Çankaya’nın en güçlü adayı Başbakan Erdoğan’dır ama o hâlâ ne anlama geldiği tam anlaşılamayan lâstik gibi lâflarla milleti oyalıyor.
Dün “Nisan çok hayırlı bir ay olacak” dedi.
Özgüvenine sahip demokratik bir toplumda hiçbir siyasetçi böyle konuşamaz. Konuşan pişman olur. “Millete çocuk muamelesi yapmaya utanmıyor musun?” diye ateş püskürür kamuoyu.
Ama bize reva görülüyor. Çünkü tepki vermeyerek hak ediyoruz.
Seçilmiş liderlerin bizde “tek adam” olmaları ve aldıkları oya göre egemenlik alanlarını genişletmeleri sebepsiz değildir.
Bütün milletvekili adaylarını ve belediye başkanlarını, partinin lideri olmaktan aldığı güçle Erdoğan seçti, seçiyor.
Resmi gezilerine götürdüğü medya mensuplarını seçmekte de herhangi bir ilkeye kendini bağlı görmüyor. Güvendiği gazetecileri yanında götürüyor, muhalif bir göz ve söz istemiyor.
Bu kibir ve ihtirasın partiyi hangi noktaya getirdiğine dair ibretli bir örnek yaşandı geçen gün:
Ermeni tasarısı için ABD Kongresi’ne gidecek bir parlamento heyeti belirleniyordu. İktidar, heyetin CHP’li üyelerini bile kendi seçmeye kalktı!
MHP yükselişte...
Bu örnekler AKP’nin oylarını azaltmıyor, sadece karşıtlarının dayandıkları sebeplerin haklılığını artırıyor.
Nitekim Selçuk Üniversitesi’nin yeni yaptığı bir kamuoyu araştırması, bugün bir seçim olsa AKP’nin 3 Kasım’daki oyu yine alacağını ortaya koymuştur.
Tabloda, milliyetçi dalganın yükselişine bağlı bir yenilik var:
MHP barajı rahatça geçmiş ve neredeyse CHP’yi yakalamış...
AB’nin Türkiye’ye tavrı, ABD Kongresi’ndeki Ermeni tasarısının kaderi ve Irak’ta PKK varlığına karşı alacağımız dış destek ve sağlanacak başarı, AKP ile MHP oylarının dalgalanmasında etkili olacaktır.
Selçuk Üniversitesi anketi, DYP, ANAP ve Genç Parti’ye birleşmekten başka seçenekleri olmadığını söylüyor.
Tabanda tedirginlik
Genel seçimin kaderinde Cumhurbaşkanı seçiminin etkisi tartışılmaz olacak.
Başbakan’ın Cumhurbaşkanı olması durumunda AKP’nin başına kim gelsin?
Partili seçmenin yüzde 52’si Gül, yüzde 9,5’i Arınç cevabı vermiş. Erdoğan giderse partide güvensizlik yaşanacak demektir. Gül Arınç’a fark atıyor ama tabanın da sadece yarısının güvenine sahip.
AKP seçmeninin yüzde 39’u Başbakan Erdoğan’ın Köşk’e çıkmasını desteklerken yüzde 52,6’sı niçin partinin ve hükümetin başında kalmasını istiyor; cevabı burada.
AKP seçmeni, iktidarı ve daha önemlisi iktidar olanaklarını kaybetme kaygısını hissetmeye başlamıştır. Tayyip Erdoğan’dan özveri istemektedir.
Başbakan özveride bulunur mu, kendi bileceği iştir. Ama aday olup olmadığını daha fazla gecikmeye meydan vermeden açıklaması, demokrasi ahlâkının ve halka saygının emridir.
Eğer tavrını sürdürerek son dakikada başka birini seçtirirse bu tutumu hem halkı, hem de Cumhurbaşkanlığı makamını aşağılamak olacaktır.
Ve bunun bedeli milletvekili seçiminde mutlaka önüne gelecektir!
Saygı bekliyoruz!
Şunun şurasında üç ay bile kalmadı; yeni Cumhurbaşkanı için hâlâ fal açıyoruz. Ne ayıp! Çankaya’nın en güçlü adayı Başbakan Erdoğan’dır ama o hâlâ ne anlama geldiği tam anlaşılamayan lâstik gibi lâflarla milleti oyalıyor
Haberin Devamı

