AKP’nin savunması “Kaş yaparken göz çıkarmak” denilen sakarlığa az bulunur bir örnek olacak.
Anayasa Mahkemesi’ne sunulan savunma, kibirli, kaba ve baskın bir hava taşıyor.
Anayasa Mahkemesi AKP’nin eylemlerini anayasadaki laiklik normlarına bakarak değerlendirecektir, dolayısiyle iktidar partisinin bu normlarla çatışmadığına mahkemeyi inandırması gerekir değil mi?
Evet ama AKP bu hedefi kaybetmemek mecburiyetini unutmuş, laikliği kendi anlayışına göre tarif etmenin çıkmaz sokaklarında adeta şu mesajı vermiştir:
“Laikliğe aykırı eylem ve söylemlerde bulunduysam bunu suç işlemek kastıyla yapmadım. Ben laikliği böyle anlıyorum!”
Kuşa benzetmek
AKP önderleri iktidara geldikleri yıldan beri laikliğin yeniden tarif edilmesi gerektiğini söylüyorlar.
Yaptıkları şey de Nasrettin Hoca’nın yolundan gitmektir:
Hoca leyleğin önce gagasını, sonra ayaklarını kesip kısalttıktan sonra “Hah şimdi kuşa benzedin” demiş ya; AKP’nin Milli Görüş kökenli liderleri de laikliği tarif ederken Anayasa’nın 24’üncü maddesini kuşa çevirmenin çeşit çeşit cambazlıklarını deniyorlar.
Maddenin din ve vicdan özgürlükleriyle ilgili ilk bölümünü laiklik diye tarif ediyorlar. Ama bağlı kalacaklarına namus yemini ettikleri anayasanın o maddesinin bir de son fıkrası var; laikliğin “olmazsa olmaz”larını sayıyor:
Bunu da oku!
“Kimse devletin sosyal ekonomik, siyasi veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.”
İcraatta ve tartışmaya girdiklerinde bu gerçeği hep unutturmaya çalışıyorlar.
“Laiklik yaşam biçimi olamaz” diyen AKP önderleri, anayasanın koyduğu bu sınırların kurallara bağlı bir yaşam alanı ve ona bağlı bir yaşam biçimi öngördüğünü bilmiyorlar mı?
Bu tehlikenin asıl farklılıklar laiklikle korunmadığı zaman kontroldan çıktığını, çıkacağını görmüyorlar mı?
Haydi düne kadar bilmezlikten geliyorlardı, Anayasa Mahkemesi’nin üniversitedeki türban yasağını kaldırmak amaçlı değişikliği iptal kararı da gözlerini açmadı mı?
Savunmada “Laikliğin bir yaşam biçimi olarak kabul edilmesi, toplumun farklı kesimlerine bu yaşam biçiminin dayatılması sonucunu verir” deniliyor. Buna da Sovyetler Birliği tecrübesi örnek gösteriliyor.
Türkiye’de demokrasiyi imkânsız hale getiren, hatta dini bayramların tatil olmasını çok gören bir laiklik mi var? Allahtan korkmak lâzım!
Türkiye’de halkın büyük kesimi “Keşke AKP yüksek mahkemeyi suçsuzluğuna ikna edebilse de kapatma kararı çıkmasa” dileğini paylaşıyor.
Ama verilen savunmanın bu dileğe yardımcı olacağı çok şüpheli!
Savunma notu zayıf
Haberin Devamı

