Savcılar savaşı!

Haberin Devamı

Eskiler sarsıcı olaylar karşısında duydukları hayreti “Bir yaşıma daha girdim” diye ifade ederler.

Bu tepkiyi bizim kuşağımız, gün geliyor birkaç kez göstermek zorunda kalıyor.

Dün öyle bir gün yaşadık.

Başlattığı İsmailağa Cemaati soruşturması nedeniyle Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal ile yetki çatışmasına giren Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in adliyedeki makam odası ve evi dün arandı.

Adalet tarihimizdeki bu ilk, şoke edici ikinci bir ilk ile tamamlandı:

Erzincan Başsavcısı Cihaner, sağlık kontrolünden sonra gözaltına alınarak Erzurum’a götürüldü.

Cihaner’i Erzurum’daki meslektaşı Şanal Ergenekon terör örgütü üyesi olmakla suçluyor!

Hoş, Erzincan Başsavcısı söz konusu soruşturma ve operasyonu başlattığında (2007 Kasımı) ortada ne Albay Dursun Çiçek’in “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” vardı ve ne de Ergenekon adı konulmuş bir dava ama ne gam?..

Türkiye’de artık Ergenekoncu diye damgalanması gerekli görülecek ne kadar insan varsa hepsine yetecek kadar kara boya ve nasırlaşmış vicdan mevcut!

Nereden nereye?..

Erzincan Savcısı’nı çetin bir mücadelenin beklediği gerçeği daha ilk aşamada kendini belli etmişti:

Toplanan deliller ışığında 16 kenti içine alan büyük bir operasyon başlıyordu ki Erzurum Başsavcılığı’na bu cemaatin silâhlı olduğu yolunda bir ihbar mektubu gitti.

Erzurum Başsavcısı, bu durumda olayın kendi yetki alanına girdiğini gerekçe göstererek dosyayı devraldı.

Ama hazırlanan iddianamede silâhlı örgüt olgusuna hiç yer verilmedi.

Böylelikle silâhlı örgüt iddiasının, dosyayı Erzincan’dan Erzurum’a aldırmak amacıyla kurulmuş bir tuzak, kullanılmış bir bahane olduğunu söyleyenlerin savları önemli ölçüde haklılık kazandı.

Soruşturma Erzurum’da kontrol altına alınırken 12 Haziran 2009’da altındaki imza Albay Dursun Çiçek’e ait olduğu iddia edilen “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nın medyada yayınlanması, cemaatlerle ilgili soruşturmanın yönünü değiştirip ona rüzgârdaki orman yangınının kasıp kavuran etkisini kazandırdı.

İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın Erzincan’da yürürlüğe konulduğu yolundaki medya destekli iddialar da yeni bir soruşturmanın temeli oldu.

Bu neyi anlatıyor?

Cemaatlerin kanunsuz faaliyetlerini soruşturanlar bu ikinci soruşturmanın şüphelileridir artık.

Aralarında Erzincan Jandarma İstihbarat Şube Müdürü ile yardımcısı ve MİT müdürü ile iki istihbarat elemanının da bulunduğu on kişi tutuklandıktan sonra iş dün Başsavcı’nın kapısına dayanmış ve onu da alıp götürmüştür.

Halk, geleceğe dönük güven ve umut duygularının devamlı erozyona uğradığı endişe verici, kafa karıştıran, vicdanları tedirgin eden kaypak ve kaygan bir yolda çaresizdir.

Bu gidişe “dur” demekte geç kalmamak lâzım. Çünkü kurumlar arası çatışma dönemi bile geride kalmış, en hayati kurumların kendi içinde çatışmalar başgöstermiştir.

İnsanlar bu çatışmadan hangi mesajı çıkarıyorlar?

“Türkiye’de velev ki kanunsuz bir yola girsinler, tarikatlara, cemaatlere yan bakanın gözünü çıkarırlar!”

Böyle bir duygunun yaratacağı iklim Türkiye’nin tarihine de geleceğine de büyük haksızlık olur.

Türk yargısı, bu olayla ilgili adaleti çabuklaştırıp, uyandırılan kaygıların gölgesinden ülkeyi bir an önce çıkarmalıdır!

DİĞER YENİ YAZILAR