Savaş ve meclis

Bütün işaretler Irak'a yönelik savaşın şubat ayında başlatılacağını gösteriyor. BM denetçilerinin raporlarını ocak sonunda Güvenlik Konseyi'ne sunması ardından Washington düğmeye basacak.

Haberin Devamı

Bütün işaretler Irak'a yönelik savaşın şubat ayında başlatılacağını gösteriyor.

BM denetçilerinin raporlarını ocak sonunda Güvenlik Konseyi'ne sunması ardından Washington düğmeye basacak.

Türkiye bu savaşa bir şekilde taraf olacak.

Ama nasıl ve ne ölçüde?

Operasyona katkımız Körfez Harekâtı'ndaki sınırlarda mı kalacak yoksa ülkemiz bu savaşın bir cephesi mi olacak?

Harekâtta kullanılması düşünülen üs ve limanlarda istediği inceleme yetkisinin Amerika'ya verilmesi, Türkiye'nin savaşa Körfez Harekâtı'ndan daha kapsamlı bir şekilde katılmasını zorunlu kılacak bir süreci başlatmıştır.

Çünkü bu inceleme, üs ve tesislerin operasyonun gerektirdiği ihtiyaçlar istikametinde genişletilmesi amacına dönüktür.

Yani Türkiye askerini savaşa sokmasa bile hava harekâtı için üslerini kullandıracak, fazladan Irak'a indirilecek Amerikan birlikleri için köprü görevini üstlenecektir.

Bir kaşık bakteri
Atatürk "Harp zaruri ve hayati olmalıdır. Milleti harbe götürünce vicdanımda azap duymamalıyım" demişti.
Savaşın Türkiye'ye elbette büyük maliyeti olacak ama bu savaşa karışmamanın faturası çok daha ağır olabilir.

Bir sınırdaş ülke olarak savaşa taraf olmanın ahlâki sorumluluğunu Saddam bize, Halepçe'de kendi halkına karşı kimyasal silâh kullandığı gün zaten yüklemişti.

Gecen gün bir uzman TV'de açıkladı:

Bir kaşık bakteri, 10 milyonluk bir ülkeyi yok etmeye yetecek imha silâhıdır. Samanlıkta iğne arayan BM denetçileri, Saddam'in melanetine koca ülkede nasıl kanıt bulacak?

Tek çare elbette bu silâhı kendi halkına karşı bile kullanmış ve yine kullanabilecek despotu tasfiye etmektir.

Ve bu amaçla yapılacak savaşın sonunda Irak'ın kaderini belirleyecek masada Türkiye'nin karar vericiler arasında yer almasını sağlamaktır.

Sürüklenmeyelim
Mesele doğru hedeflere, ulusal çıkarlarımıza en uygun anlaşmaları önceden yaparak ulaşmaktır. Hatta bu kararın Türkiye için "zaruri ve hayati" olduğuna milleti de inandırmaktır.

New York Times gazetesi Türkiye'nin "Batı için çalışan Müslüman Polis" görüntüsü almasının AKP iktidarını korkuttuğunu yazdı.

İktidar böyle bir töhmetten değil, ne alıp ne vereceğini önceden garantiye bağlamadan sürükleneceği bir maceradan ve belirsizlikten korkmalıdır.

Savaş kararı verirken tek başına iktidar olmak avantaj değildir. Hükümet biraz gecikerek de olsa zorluğu görmüştür.

Başbakan Gül, gelinen son durumu bugün CHP lideri Baykal'la paylaşacaktır. Bizce bu bile yeterli değildir. Irak meselesi gerekirse kapalı bir oturumla mecliste bütün boyutları ile tartışılmalıdır.

Savaşa gireceksek girelim. Ama asla sürüklenmeyelim!

DİĞER YENİ YAZILAR