Kıbrıs’ta 35 yıl önce yaşanan olay salt bizi anlatmıyor, savaşın insanları ne hale getirdiğini anlatıyor.
Çünkü bu resimler tablonun ön yüzüdür. Arka planında hükmetme ve yok etme amacıyla yapılmış işkence ve katliamlara karşı birikmiş intikam duyguları var.
Kıbrıs Kayıp Komisyonu’nun çalışmaları bir kuyuda bulunan kemiklerin savaşta esir alınan 5 Rum askerine ait olduğunu ortaya çıkardı biliyorsunuz.
Bu askerlerin, harekâta neredeyse simge olmuş fotoğraflarda görülen kişiler olması, trajediyi ete kemiğe büründürdüğü için yankılarını daha etkili hale getirdi.
Amerikan AP haber ajansının dünyaya yaydığı bu fotoğrafları gazeteci Engin Konuksever çekmişti. VATAN muhabirleri ondan olayın öyküsünü öğrendiler.
Konuksever’in eşlik ettiği birlik, Rum askerleri ile onları esir alan Türk mücahitlere Serdarlı’da rastlamış. Birlik komutanı esirlere sigara vermiş. Ardından General Hakkı Borataş görmüş durumu ve esirlerin güvenli bir yere kapatılması emrini vermiş.
Başka öyküler de var
Aradan birkaç dakika geçmemiş ki silâh sesleriyle durmuşlar. Konuksever “O sırada mücahitlerin esirleri vurduğunu gördüm” diyor.
General “Ben size kapatın dedim, niye öldürdünüz?” diye çıkışınca mücahitlerden biri konuşuyor:
“Onlar bizim kardeşlerimizi öldürdüler. Yıllardır bu anı bekliyorduk!”
Kıbrıs’ta yaşanan tek insanlık trajedisi bu değil. İkinci harekâtın yıldönümü nedeniyle Rum kesiminde yayınlanan Politis Gazetesi iki EOKA’cının anlattıklarına dayanarak şunları yazıyor:
“Maratağa, Atlılar ve Sandallar, Magosa kazasındaki üç küçük Türk köyü idi. Kıbrıs yakın tarihinin en büyük savaş suçu o üç köyde Kıbrıslı Türklere karşı işlendi. Çoğu kadın ve çocuk 106 insan EOKA-B katilleri tarafından katledildi.”
Kıbrıs harekâtındaki bütün hikâyeler aynı değildir. Savaş kötüdür ama onun kötülüğü her insanı ele geçiremiyor.
Ben de harekâtı izleyen gazeteci arkadaşım Özden Alpdağ’dan başka bir savaş öyküsü dinlemiştim.
Hatırladıkça tüylerim diken diken olur.
Barışa zarar vermesin
Türk mücahitler, yaşadıkları köyde birçok cinayetin sorumlusu bildikleri bir Rum çeteciyi esir almışlar.
Adamı, ellerini arkadan bağladıktan sonra dama koymuşlar, sonra da Rum çetecinin babası ile kardeşini öldürdüğü genç Türk mücahide “Bunun işini bitirmek sana düşer. Gir, intikamını al” demişler.
Uzun zaman geçip de silâh sesi duyulmayınca mücahitler içeri girmişler. Tablo şu:
Rum esir de, kucağında silâhı ile Türk mücahit de ağlıyor...
Otuz beş yıl önce gerçekleşen Kıbrıs harekâtı öldürmek için değil ölmemek için yapılan bir savaştı. Kim ne derse desin adadaki iki halkı insanlık acıları çekmekten ve insanlık ayıpları işlemekten koruyor.
İki taraf da günahlarını kabul etmekten, özür dilemekten sakınmamalı, barışa giden yolun üstüne mezarlar kazılmamalıdır.
Bulunan kemiklerin bir bölümü de Kıbrıslı Türk kayıplara ait.
Olay barışı sabote etmenin değil, ona bir an önce ulaşmanın sebebi sayılmalı!
Savaş kötüdür
Haberin Devamı

