Savaş kötü ama..

Dünya, BM silah denetçileri komisyonunun yarın açıklayacağı Irak raporunu bekliyor. Rapor aşağı yukarı belli...

Haberin Devamı

Dünya, BM silah denetçileri komisyonunun yarın açıklayacağı Irak raporunu bekliyor.

Rapor aşağı yukarı belli:

"Kanıt bulamadık. Ama Saddam da kitle imha silâhlarından arındığını kanıtlayacak işbirliği konusunda samimiyet göstermedi. Bize biraz daha zaman lâzım.."

Savaşın kaçınılmaz olduğunu savunanlar da, Saddam yüzünden yüz binlerce insanın ölmesini kabul etmeyenler de haklılar.

Çünkü Bağdat'taki despot, ihtarla tehditle yola gelmeyecek. Ama şu da doğru:

CBS televizyonunun Pentagon kaynaklı haberine göre savaş planı, Irak'ın savaşma isteğini yok etmeye yönelik "vur-sindir" anlayışına dayalı olacakmış.

Mart ayının bir günü düğmeye basılacak, 1991'deki Körfez Savaşı boyunca kırk günde atılan sayıda füze bir günde gönderilecekmiş..

İlk gün 300-400, ikinci gün bir o kadar daha. Biz ölen çocukları, yıkıntılar altındaki paramparça cesetleri görmeyeceğiz yine ama bunlar olacak. Acısı ve biriktireceği düşmanlık duygusu da yıllarca sürecek.

Türkiye'nin kararsızlığı insanidir ve haklıdır.

Savaş ikinci tercih
Almanya-Fransa "Denetçilerin raporunu görmeden Amerika savaş yığınağı yapıyor" diye eleştiriyorlar ama "savaşa hayır" demek için onlar da denetçilerin raporunu beklemiyorlar.

Buna rağmen ne kadar direnecekleri belli değildir.

Almanya Dışişleri Bakanı Fischer dün "Farklı girişimlerimize rağmen Irak konusunda gerçekçi olmalıyız. Amerika ile ihtilâfta çıkarımız yok" dedi.

Türkiye'nin de çıkarı yok.

Türkiye'nin bir yandan savaşa hazırlık için ABD ile işbirliği yaparken öte yandan bölge ülkelerini barış için örgütleyen girişimleri çelişki değildir.

Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, bu iki yönlü çabaların çelişki değil tamamlayıcı olduğunu savunuyor ve "İlk tercihimiz savaş değil barışçıl çözüm" diyor.

Yani Türkiye barış için elinden gelen her şeyi yapacak, fakat çarenin tükendiği noktada Amerika'nın yanında yer alacaktır.

Irak'a Türk garantisi
Türkiye eğer istemediği bu savaşa girmek zorunda kalırsa şu hedefleri güdecektir:

1. Mülteci akınını önlemek, yani Irak vatandaşlarının güvenliğini evlerinde, yurtlarında korumak;

2. Irak'taki Türkmenlerin can güvenliğini sağlamak;

3. Kerkük ve Musul petrollerine yönelik bir oldu-bitti sahiplenmeye mani olmak;

4. Kuzey Irak'ta bir Kürt devletinin oluşumuna meydan vermemek..

Yani Türkiye'nin misyonu, sadece ulusal güvenlik çıkarlarını korumayı gözetmekle kalmıyor, bölünme tehlikesine karşı Irak'a da garanti sağlıyor.

Türkiye olmazsa, Saddam sonrasının rejimi savaştan sonra bütünlüğünü koruyan bir Irak bulamaz.

Dileğimiz elbette savaşsız çözümdür.

Savaş kandır, ateştir, yıkımdır, acıdır, utançtır.

Ama Irak'ta Türkiyesiz bir savaş çok daha büyük felâkettir..

DİĞER YENİ YAZILAR