Başbakan Erdoğan’ın aceleci davranıp da hata ve haksızlık yapmadığı tek çıkışı olmadı.
Ordu’daki fındık mitingine katılan kalabalığı su ve biber gazı sıkarak dağıtmadığı için Emniyet Müdür Vekili Rıdvan Güler’i görevinden almakla ne kadar büyük bir haksızlık yaptığı, işte İçişleri Bakanlığı müfettişleri tarafından belgelenmiştir.
Başbakan, görevden alma nedenlerini sıralarken Emniyet Müdür Vekili’nin Vali’ye itaatsizlik ettiğini, yolları kapatan göstericileri dağıtmadığı için iki kişinin ambulansta ölmelerine sebep olduğunu söylemişti.
Müfettişlerin incelemesi Başbakan’ın bütün iddialarını çürütüyor:
1. Vali müdüre “Göstericileri dağıtın” talimatı vermemiş;
2. Yolların kapatılması yüzünden iki kişi ölmemiş;
3. Öfkeli kalabalığa rağmen can kaybının olmaması, basiretli bir yönetim gösterildiğinin delili olarak değerlendirilmiş.
Şimdi ne olacak? Demokrasi geleneğini sindirmiş bir toplumun siyasi liderleri böylesine büyük bir hata yapmaz. Yapsa da komplekse kapılmadan özür diler ve yanlışını hemen düzeltir.
Ama bizim büyüklerimize (!) seçilmiş olmak yetmiyor, onlar kendilerini 3-5 ay sonra hükümdar sanmaya başlıyor. O yüzden de doğruyu, eğriyi anlamadan hemen hüküm veriyor; hakkı, hukuku, aklı, ahlâkı yerle bir ediyor.
Almanya’da dincilerin vatandaşları dolandırdığından şikâyet eden kişiye “sahtekâr-provokatör” diyen Başbakan, hoşuna gitmeyen bir soru soran gazeteciye “vatan haini” suçlaması yapmış, Mersinli üretiyiciyi “Al ananı git” diye terslemişti. Ve daha neler neler...
Siyasete getirdiği Kasımpaşalı üslubunu acaba kendini yanlış bilgilendirerek yönlendiren çevresine karşı kullanmayı düşünmez mi?
Kötü bir alet kullanıyor, bari onu hakça kullansın.
Meselâ Ordu Emniyet Müdürü’nü görevine iade etsin, onun hakkında yanlış bilgi verenleri kızağa çeksin ve bizi şaşırtsın!
Biz böyleyiz!
Futbolda “devşirme” modasına biz de tam gaz katıldık.
İyi yabancıları kulüpler Türk vatandaşı yapıp kontenjanı boşaltarak bir yabancı daha getirmenin yolunu açıyorlar.
Pek çok ülke aynı sahteciliği yapıyor ama bize o kadarı yetmiyor. Bizimkileri “Brezilya asıllı Türk vatandaşı” kesmiyor, o nedenle Marco Mehmet oluyor, Marcio da Mert...
Alman milli takımında da 3 Polonyalı, bir İsviçreli ve bir Ganalı var ama bunların hiçbirine kimse “Senin adın artık Hans olacak” demedi.
Kendine saygısı olan bir yönetim anlayışının yapması gereken şey, eğer ihtiyaç, kamu yönetimini bile sahtecilik yapmaya mecbur edecek raddeye gelmişse yabancı kontenjanını artırmaktır.
Yoksa maksat milli takımı Brezilyalılaştırmak mı?

