Bodrum'da hormonsuz sebze, meyve yetiştiren bir köylünün incir ağacı gölgesindeki sergisine uğradım dün.
Çamur bulaşmış domates, patlıcan, biber..
"Biraz da sarmısak lütfen.."
Adam bir sepete eğilip ufak bir file uzattı. Aaa!.. Etiketinde "Çin Malı" yazıyor.
-Yahu bu ne iştir? Sarımsağı da mı Çin'den alıyoruz artık?
Kendini doyurmaya yeterli dünyadaki 7 ülkeden biri olarak övündüğümüz yıllar geride kaldı. Her Çinli'ye bir portakal satıp köşeyi dönme hayalleri kurarken nereye geldik?
Git gide büyüyen dış ticaret açığı başımıza ne dert açacak; her kafadan bir ses çıkıyor. Ekonominin düze çıktığına dair sözlere rağmen cari açık büyüyor, işsizlik artmaya devam ediyor.
Geçen gün İSO Başkanı Tanıl Küçük "Dış ticaret açığı ve cari işlemler açığının Türkiye ekonomisinde Aşil'in topuğuna denk geldiği unutulmamalıdır" dedi.
Keşke ekonomimiz Aşil'e benzese ve tek zaafı topuğu olsaydı. Korkarız bizimki, her yeri eğri olan deveye denk düşüyor. En zararlı eğrilik de bilimi, tekniği, uzmanlığı hor gören kafadadır.
Bir süre daha IMF ile yola devam etmek gerektiğini savunarak "Gevşersek kriz gelir" uyarısında bulunan Merkez Bankası Başkanı Serdengeçti'ye Başbakan Yardımcısı Şener haddini bildirdi (!)
Neymiş?. "Birilerinin hükümeti uyarma diye bir yetkisi bulunmuyor"muş.. "Bağımsız bir kurumun başkanı olması, bürokrat olmasına engel değil mis..
Merkez Bankası'nın bağımsızlığı, krizden çıkışımızın lokomotifidir. Bu kurumun bağımsızlığına gösterilen tahammülsüzlük, sadece kötülük getirir.
Hızlandırılmış trene uzmanlara rağmen hareket emri veren iktidar, aynı maceracı cüreti burada da tekrarlarsa, ekonomiyi de raydan çıkarıp devireceğini bilmek zorundadır.
Bağımsız medya ve bağımsız kurumlar, iktidarların da güvencesidir. Halbuki AKP iktidarı, ikisine de kaşlarını çatıp aynı şeyi söylüyor:
"Haddinizi bilin!
Bu bencillik ve kibir, bindiği dalı kesen cehalet desteğinde devlet gücünü kullanırken geleceğe güvenle bakabilir misiniz?
Çin sarımsağının köylü sergisine bile girdiğini bilin ve siz tahmin edin!
Derebeyi düzeni
Eski CHP Hakkâri milletvekili (şimdi AKP'li) Mikail İlcin, adresi karışık bir tehditte bulundu.
Bilindiği gibi eski milletvekili Mustafa Bayram'ın oğlu Hamit Bayram uyuşturucu operasyonunda yakalanmış, fakat polis merkezini basan adamları tarafından kaçırılmış, baba Mustafa Bayram da bu olay nedeniyle tutuklanıp sonra kefaletle serbest bırakılmıştı.
Mikail İlcin, olayı soruşturmak amacıyla Van'a heyet gönderen CHP'yi "küçük bir olayı (4-5 gram eroin) büyütmek ve Mustafa Bayram'ı küçük düşürmek"le suçladı..
Eroin kaçakçılığı ve polis merkezi basıp suçlu kaçırmak küçük bir olay mıdır; belki tartışılabilir ama şu sözler tartışmasız bir meydan okumadır:
"Mustafa Bayram'a siyasi amaçlı bir harekette bulunulduğu takdirde aşiretlerle beraber müdahale etmeye hazırız!"
Bu tehdide hükümetten doğru dürüst bir tepki gelmedi. Aşiretler CHP'ye karşı kışkırtılıyor diye belki hoşlarına bile gitmiştir. Ama tuhaf olan CHP lideri Deniz Baykal da geri adım attı. Görüşünü soran gazetecilere "Ciddi sorular sorun. Bu tip sorulara cevap vermek istemiyorum" dedi.
Bu bölgede halkı derebeylerine emanet ederek güvenliği ve ülke bütünlüğünü koruduğunu zanneden siyaset anlayışı, belli ki bunca tecrübeden ders almamış..
Tehdit, en az tehdide konu olaylar kadar vahimdir.
Ama siyasetin iki kanadında da hukuk devletini savunacak yürek görülmüyor!
Sarımsak kokusu
Bodrum'da hormonsuz sebze, meyve yetiştiren bir köylünün incir ağacı gölgesindeki sergisine uğradım dün
Haberin Devamı

