Bir meyhane şarkısı, dökülen birayı masanın altında içen farenin ortaya çıkıp kediye meydan okuduğunu anlatır.
“Getirin o Allah’ın belâsı kediyi buraya” diye bağıran farenin encâmını dostlarından biri Mesud Barzani’ye fısıldasa ne kadar iyi olur!
Kerkük’te bu yıl yapılması planlanan referandumu erteletme çabalarında Türkiye’nin ilerleme kaydetmesi belli ki Iraklı Kürt lider Barzani’yi telâşlandırmış.
Dün Arabia televizyonuna yaptığı açıklamadaki had bilmez ton, onun ya sarhoş konuştuğunu veya ABD’den aldığı desteği fazla abarttığını ve sonsuza kadar devam edecek sandığını düşündürüyor.
Şu sözlere bakar mısınız:
“Türkiye’de 30 milyon Kürt var. Biz onların içişlerine karışmıyoruz ancak Türkiye’nin Kerkük sorununa karışması durumunda biz de Diyarbakır ve diğer kentlerin içişlerine karışacağız!”
Ölümüne düşmanlık
Barzani Türkiye’de kafatası ölçme merkezi kurmadıysa 30 milyon Kürt’ü nereden çıkardı?
Bu ülke, cihan imparatorluğundan miras kültürlerin harmanı olan insanların yurdudur. Etnik köken ölçümü yapılamayacağına göre ana dile göre tasnif yapılacaktır.
O da Kürtçe konuşan nüfusun 7 milyon dolayında olduğunu, abartılı bulunan son KONDA araştırmasının bile bu sayıyı 11,5 milyon çıkardığını gösteriyor.
Mesud Barzani “30 milyon Kürt” palavrası ile PKK’ya yataklık yapmak kadar ağır bir düşmanlık tutumu sergilemektedir.
“Biz onların içişlerine karışmıyoruz” diyor ama karışıyor. Hem de en hain, en tehlikeli hamlelerle yapıyor bunu.
Interprise Institute adlı kuruluşta Ortadoğu uzmanı olan Amerikalı Michael Rubin geçenlerde Barzani’nin Kuzey Irak’ta PKK’ya altı tane üs tahsis ettiğini, PKK’lı teröristlere pasaport verdiği gibi Amerika’nın peşmergeler için gönderdiği silâhları PKK’ya aktardığını yazmıştı.
O yazısında Rubin “Washington, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki PKK kamplarına karşı olası bir sınır ötesi operasyonunu onaylamasa da anlayışla karşılar” diye de uyarmıştı.
Çuvallayan general
Amerika’nın düşmanı olmak kadar dostu olmak da zor.
Çünkü bencillik ve ikiyüzlülük yalnız geçmişteki iyi şöhretini eritmiyor bu ülkenin, geleceğini de güvensiz kılıyor.
ABD’nin eski Genelkurmay Başkanı Richard Myers, Amerika’nın Sesi Radyosu’na verdiği demeçte PKK’nın Irak’ta Amerika’nın önceliklerinden biri olmadığını söyledi.
Efendim PKK çok küçükmüş, o nedenle peşlerinden gitmek zormuş.
Türk ordusunun ve hükümetinin vatandaşlarını korumak için sınır ötesi operasyondan önce yapabileceği çok şey varmış.
Bu tavsiyenin üstüne bir de dolaylı tehdit:
“Irak’a girerlerse benim korkum, iki dost kuvvetin yanlışlıkla karşı karşıya gelmeleri...”
2003 yılında Süleymaniye’deki çuval geçirme olayını hatırlatıyor...
Amerika’nın Türk halkının dostluğunu kaybetmesi sebepsiz değildir.
Bu hakaret ve tecavüzlerden doğan toplumsal öfkenin Kurtlar Vadisi-Irak gibi filmlerle tatmin edilemeyeceği bir yere doğru gidiyoruz.
Washington, Barzani’yi cüretlendirerek kimseye dostluk yapmadığını çok geç kalmadan anlamalıdır!
Sarhoş fare
Bir meyhane şarkısı, dökülen birayı masanın altında içen farenin ortaya çıkıp kediye meydan okuduğunu anlatır
Haberin Devamı

