Saplantı körlüğü!

Laiklikle kavgalı bir görüntüyü iktidar kasten mi yaratıyor; şüpheye düşmeye başladım. Başbakan bakıyorsunuz "Milli Görüş gömleğine hiçbir AKP'li giremez" diyor, "demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti" olan Türkiye Cumhuriyeti'ni savunmakta tam bir kararlılık içinde olduklarını söylüyor...

Haberin Devamı

Laiklikle kavgalı bir görüntüyü iktidar kasten mi yaratıyor; şüpheye düşmeye başladım.

Başbakan bakıyorsunuz "Milli Görüş gömleğine hiçbir AKP'li giremez" diyor, "demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti" olan Türkiye Cumhuriyeti'ni savunmakta tam bir kararlılık içinde olduklarını söylüyor, ardından bir bakıyorsunuz, güven uyandıran bu beyanları çeşitli eylem ve açıklamaları ile yerle bir ediyor.

"Türban" diyen bir kadının ne istediğini tam anlamadan ülkesinin büyükelçisini yaban ellerde yuhalatan odur;

Din eğitimini elinden gelse sistemin temeline oturtmak isteyen, türban ve imam hatipler yüzünden YÖK'le ve yüksek yargı ile çatışan odur;

Hoşuna gitmeyen mahkeme kararlarından sonra yargı organına "ulemaya danışın" aklı veren, AİHM'yi bile kınayan odur;

Partisinin kongrelerinde "harem-selâmlık" düzeninin muhafızlığına soyunurken laikliğe yeni bir tarif getirilmesini isteyen de odur.

Babacan'ın yanlışı...
Acaba AKP liderliği, laikliği söylemde savunup eylemlerle aşındırmanın, kendilerine iki taraftan da oy getireceğini mi hesap ediyor?

Bu çapta bir laiklik alerjisi, farkında olmadan verilen bir açık olamaz. Olsa olsa bilinçli uygulanan bir politika olabilir.

Danıştay saldırısının yarattığı hassasiyet ortamında yararlı olacağı savıyla AB belgesine laiklik ibaresi ekleme önerisinin Başmüzakereci tarafından reddedilmesi bu tahmini destekliyor.

Avrupa Birliği ile fiili müzakereler 12 Haziran'da "Eğitim ve Kültür"le başlayacak. AB Genel Sekreterliği, Türkiye'nin elini güçlendireceğini düşünerek müzakere pozisyon belgesine "Türkiye'nin eğitim sistemi laiktir" ifadesini koymak istedi.

Fakat AB'den Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan "Yeni bir unsur değil, gerek yok" diyerek bu girişimi önledi.

Gizli gündem şüphesi
"Önemli değil; eğitimin laik olduğu Anayasa'da zaten var" diyorlar.

Doğru, bu ifade önerilmese hiçbir sorun olmayacaktı. Ama şimdi başka bir anlam doğuracaktır.

Laikliğe şaşı bakan iktidar aleyhine yeni bir kanıt oluşturacaktır.

Türkiye'de eğitimin laik olduğunu belirtmenin hiçbir zararı olmadığı gibi müzakerelerde faydası bile olabilirdi. Ama iktidar bu pazarlık kozu ile Milli Görüş oyları arasında tercihini yine yanlış kullanmıştır.

Başbakan, AKP'nin gizli gündemi olduğundan şüphelenenlere kızmasın. "Aslında bu icraata bakıp böyle bir şüpheye düşmeyenlerin aklından şüpheye düşmek lâzım!" Böyle düşünenler artıyor.

Her gün laiklikle didişmek olur mu?
Devletle kavga eden bir partiyi baş tacı edecek bir çoğunluğun her seçimde hazır olduğunu hayal etmek millete hakarettir.

AKP alternatif yokluğunun sefasını fazlasıyla sürdü.

Daha fazlası kendini yok edecek bir kibir, şımarıklık ve körlük uçurumuna yürümektir, dikkat!

DİĞER YENİ YAZILAR