Atatürkçü Düşünce Derneği’nin şikâyet ettiği internet sitesini açıp baktığımda benim de midem bulandı.
İçimden öfke ve isyan yükseldi.
Nankörlüğün insanı ne kadar zavallı ve ne kadar iğrenç yapabildiğini görerek dehşete düştüm.
Ama yine de savcılığa verdiği dilekçedeki “kapatma talebi”ni derneğin geri çekmesi gerektiğine inanıyorum.
Dernek, Google arama motorundan “Kemalizmin Karın Ağrısı” yazılarak ulaşılan alt sitenin kapatılması ve yöneticilerinin cezalandırılmaları için suç duyurusunda bulundu.
Atatürk’e hakaretlerle dolu site gerçekten açıkta akan bir kanalizasyonu andırıyor.
O yazılanları okuduktan sonra talep edilen cezaları vermeyecek bir yargıcın çıkabileceğini düşünemiyorum.
Ancak çağın ruhunu yakalamış ve Türkiye’nin küçülen dünyadaki çıkarlarını korumanın doğru yolu nedir, bunu kavramış biri yapabilir öyle bir sürprizi.
Atatürk’ün ölümünün üstünden 71 yıl geçti. Onu halâ mahkeme kararlarıyla mı koruyacağız?
Devlet korumasına sadece despotlar muhtaçtır. “Basın özgürlüğünden doğacak zararları gidermenin yolu yine basın özgürlüğüdür” diyen Atatürk daha özverili ve daha katılımcı bir sahiplenmeyi hak ediyor.
Geçen yıl sözde onu korumak adına “YouTube”a erişimleri durdurduk da ne oldu? İnternete sansür uygulayan üçüncü sınıf devletler arasına dahil edildik!
Atatürk’e hakaret asıl budur!
Böyle bir sonucun yaratılmasıdır.
Türkiye’nin dünyada sansürcü rejimler arasında anılmasıdır.
Adalet hakaret suçunu işleyenleri arayıp bulmalı, cezalarını vermelidir. Ama asla sansür anlamına gelecek bir karar çıkmamalıdır.
Çünkü öyle bir karar suçluları değil asıl Türkiye’yi cezalandırır ve Atatürk’ün ruhunu rencide eder.
Atatürkçü Düşünce Derneği elinden geliyorsa, nankörleri utandıracak düşünceleri üreterek ve halkı bilinçlendirerek korumalıdır Atatürk’ü.
Pislik çukurunu mahkemeye kapattıracak yerde, oraya tünemiş kargaları tükürük yağmuruna tutacak bir toplumsal dayanışmayı inşa etmenin iddiasına soyunmalıdır!
Bakü’ye dikkat!..
Ermenistan Cumhurbaşkanı’nın Türkiye sınırının açılacağına ilişkin sözleri Azerbaycan’ı tedirgin etti.
Yeri geldiğinde Azerbaycan’la olan yakınlığımızı “Bir millet, iki devlet” diye tarif ediyoruz.
Ama iktidar Bakü’de yaşanan huzursuzluğu gerektiği kadar ciddiye almıyor.
Başbakan tatilini geçirdiği Antakya’da gazetecilerin sorusuna karşılık ayak üstü bir açıklama yaptı “Dağlık Karabağ sorunu çözülmeden son adımı atmayız” dedi ama bu açıklama Bakü yönetiminin beklediği sıcaklığı ve güven duygusunu veremedi.
CHP lideri Baykal dün “ciddi bir açıklama” yapılmasını isterken haklıydı.
Unutmamak lâzım:
Türkiye sınırını Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’ı katliam yaparak işgal etmesinden ötürü kapadı. Bu tedbir işe yarıyor Ermenileri zorluyor.
Eğer Türkiye, Ermenistan’ın soykırım iddiaları konusunda yumuşayacağı hayaline yatırım yapmak için sınırı açma yoluna girerse büyük bir hata yapar.
Hem o tavizi alamaz hem Ermenistan’ı işgal ettiği Azeri topraklarından çıkaracak en etkili baskı silâhını heba eder, hem de Azerbaycan’ı tümüyle kaybeder.
Azerbaycan’sız bir Türkiye “enerji koridoru” olabilir mi?
Türk dünyası ile bağları zayıflayan Türkiye’nin AB katında cazibesi kalır mı?
Sansür istemezdi
Haberin Devamı

