Sansür asıl koyanı çarpar

Siyasetçilerin medyaya tam da “iyi ki varsınız” demesi gereken bir günde Başbakan VATAN’ı tehdit etti

Haberin Devamı

Siyasetçilerin medyaya tam da “iyi ki varsınız” demesi gereken bir günde Başbakan VATAN’ı tehdit etti.

Biliyorsunuz İstanbul’daki İETT Garajı arazisi iki yıl önce Arap Şeyhi Maktum’a yüzde 20 kat karşılığı veriliyorken medyanın ayağa kalkması sayesinde kurtarılmıştı.

İki gün önce aynı Şeyh Maktum, aynı araziye sahip olmak için KDV’si ile birlikte 832 milyon doları peşin ödemek zorunda kalmıştır.

En az beş kat değer artışı...
Buna memnun oldular mı bilmiyoruz ama AKP önderleri iki dünyada veremeyecekleri bir hesabın yükünden medya sayesinde kurtulmuşlardır.

Başbakan’ın, bir arkadaşı ile ortak gemi alan oğlu haber oldu diye VATAN’ı tehdit etmesi, kamuoyunda uyanan şüpheleri gidermemiş, tam tersine tahrik etmiştir.

Başbakan bunu yapacak yerde VATAN’ı toplum vicdanının barometresi olarak görerek çareyi sessizce aile içinde arayabilirdi. Aramalıydı.

Basın özgürlüğüne müdahalenin yarattığı pişmanlığa en ibretli örnek 1961 yılında Amerika’da yaşanmıştı.

ABD’nin Castro’yu devirmek için örgütlediği işgal girişimi (Domuzlar Körfezi çıkarması) New York Times tarafından manşet yapılacaktı.

Başkan Kennedy gücünü kullanarak bunu önledi. “Yazarsanız ya hezimet yaşarız veya işgalden vazgeçeriz, sorumlu olursunuz” dedi.

Ama bu sansür Domuzlar Körfezi’nde 1400 zayiatlı bir hezimet yaşanmasını önleyemedi. İki hafta sonra Beyaz Saray’da Kennedy gazetenin editörüne şunu dedi:

“Keşke dinlemeyip bassaydınız. Ülkenin onurunu koruduğunuz bir yana beni de büyük bir hatadan kurtarmış olurdunuz!”

Hiç temenni etmemekle beraber Başbakan, sitem de taşıyan böyle bir itirafı ilerde VATAN’a değil ama birçok gazeteye yapabilir!

Utanç verici
İtibarlı İngiliz gazetesi The Guardian “Hayalet Seçimi” deyimini kullandı dün:

“Türkiye’nin cumhurbaşkanlığı seçimleri gerçekten sıradışı... Çünkü kimse yarışmıyor. 15 Nisan yaklaştıkça medya çılgınlığı artıyor ve siyasi gerilim tırmanıyor. Ama kimse adaylığını açıklamıyor.”

Manzaraya uzaktan bakanlar için gülünç, manzaranın parçası, oyunun figüranı durumuna düşmüş biz vatandaşlar için hazin bir durum...

Siyaset esnafı bizi hakir görüyor, hakaret ediyor.

İktidar partisinin cumhurbaşkanı seçmek konusunda hiçbir zorluğu yok ama bin çeşit saray entrikası çevriliyor.

Gerilimin kaynağı nedir?
Laik demokratik rejimin son darbeyi AKP’li bir cumhurbaşkanı ile yiyeceği korkusu...

İktidar bu şüpheyi vatandaşın yüreğinden uzaklaştıracak güven duygusunu uyandırma gücüne sahip olmadığını düşünüyor galiba.

Kendine inansa bu vakti halkı ikna etmek için kullanırdı, seçim kulisleri, anketler ve dedikodularla zamana oynamazdı.

DİĞER YENİ YAZILAR