Pazar günü yapılan mini seçimdi, doğru. Ama küçük bir seçim, her zaman büyük bir anketten daha inandırıcıdır.
İki bin kişinin katıldığı anketler ortalığı ayağa kaldırıyor. Oysa pazar günü 16 yerde 50 bine yakın seçmen oy kullanmıştır. Sandıktan tahmin değil, gerçeğin kendisi çıkmıştır.
Seçimin galibi DYP, mağlubu AKP'dir.
Çünkü DYP üç ilçeden ikisini kazanmış, geçerli 47 bin 512 oyun yüzde 28,8'ini almış, iktidar partisi AKP yüzde 26,5'te kalmıştır.
Yerel ara seçimler, iktidar için "çantada keklik" sayılır. İktidar devletin tüm imkânları ile az sayıdaki seçim merkezlerine yüklenir, halkı piyango isabet etmiş talihlilerin sarhoşluğuna sürükler ve sandıkta ezici zafer kazanır.
Pazar tablosu AKP için ciddi bir uyarıdır. Kimse Kıbrıs politikasının AKP'deki oy kaybını izah ettiğini söylemesin.
AKP'nin seçim sloganı yolsuzluk ve yoksullukla savaştı. İşsizlik azalmadı arttı. Milletvekili dokunulmazlığına can simidi gibi sarılan bir iktidarın temizlik iddiasına da kimse inanmaz.
DYP ne yaptı da başarılı oldu sorusunun ilk cevabı AKP'ye tepkidir.
İmam hatipler yüzünden kurumlarla girdiği çatışma, AKP'nin merkez parti iddiasına zarar vermiş, Refah çizgisine yöneldiği görüntüsü ortaya çıkmış, tedirgin olanlar tepki göstermiştir.
"Bu kesim niçin CHP dururken DYP'ye yöneldi?" diye sorulabilir.
CHP'yi yönetenler, değişim çağrısı yapanları "isyan bayrağını indirin" diye azarlayacak yerde asıl bu soruya cevap aramalılar. CHP pazar günü oyların yüzde 7,94'ünü aldı. Erbakan'ın partisine (SP yüzde 9,14) bile geçildi.
Parti yerle bir olana kadar koltuklarını bırakmak istemeyenler için ucuz ve etkili uyuşturucu her zaman vardır. Diyebilirler ki:
"Bu küçük seçimden büyük neticeler üretmek yanlıştır. Yerel seçimde sonucu, partilerden daha fazla adaylar etkiliyor.."
Doğru olabilir. Ama kazanma şansı yüksek güçlü adaylar niye size gelmedi?
Çünkü iyi adaylar da kazanacak partiyi seçerler..
Bir tabu daha yıkıldı
AB'ye yönelik irade nehir gibi akıyor ve yıllanmış tabuları birer birer yıkıyor.
Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında kullandıktan farklı dillerde radyo ve TV yayınları dün TRT'de başladı.
Ve sürenin kısalığı nedeniyle de hemen eleştirildi. "Yasak savma" diyenler var. Yasağın temelleri ne kadar derinlere iniyor; bunu bilmek ve adımı küçümsememek gerekir.
Evet, süre yeterli olmayabilir. Ama burada önemli olan, Türkçe dışındaki dillerde yayın yasağının kâğıt üstünde değil, gerçekten kalktığının eylemli ilânıdır.
Kürtçe, Arapça, Boşnakça ve Çerkezce yayınlara ciddi bir talep doğarsa TRT'nin yayın sürelerini artırma imkânı olduğu gibi özel televizyonların da aynı imkânı kullanma olanakları bulunmaktadır.
Yeni bir özgürlük anlayışının yolunda dikkatli adımlarla ilerleme tedbirliliği suçlamayı değil takdiri hak ediyor.
Sandık öğretmen
Pazar günü yapılan mini seçimdi, doğru. Ama küçük bir seçim, her zaman büyük bir anketten daha inandırıcıdır
Haberin Devamı

