Siyasetin ülkeyi oy tarlası hâline dönüştürdüğü bereketli ayın arifesindeyiz.
Başbakan Erdoğan dünkü grup konuşmasında, Ramazan’ın en yaygın hayır etkinliği olan gıda ve kömür yardımlarını savundu.
“İhtiyaç sahibi kardeşimi ‘makarnacı, kömürcü; pirinç, un için oyunu satan adam’ diye lanse edenler kibir hastalığı içinde vicdanını kaybetmiş zavallılardır” diyerek sandık bereketinden en üst düzeyde yararlanacaklarını belli etti.
Geçmişte çok oy toplamış bu propaganda silâhının iktidar partisi tarafından eskisinden de daha etkili şekilde kullanılacağı, Başbakan’ın konuya eleştirel yaklaşacak olanları şimdiden sert ifadelerle suçlamasından bellidir.
Erdoğan, bu icraatı eleştirenlere vicdansız demekle kalmıyor, onları kaybetmeye mahkûm hastalar diye niteledikten başka “Sosyal yardımları daha bir aşkla sürdüreceğiz” diyor.
Hayırlı bir başarı
Başbakan’ın haber verdiğine göre bu tür yardımlar artık yardım alan vatandaşın gururunu incinmekten koruyan bir düzen içine sokulacak.
PTT ile işbirliği yapılarak yardım alanlara birer kart verilecek ve Başbakan’ın dediği gerçekleşirse vatandaş “kuyruğa girmeden, sağ elin verdiğini sol el görmeyecek” şekilde ihtiyacını karşılayacak.
Eğer bu yardımları maddi ve manevi olarak kirleten kayırma hastalığı yenilebilirse hayırlı bir başarı gerçekleşebilir.
Bunun aksi, devlet imkânlarının iktidar partisinin çıkarları uğruna kötüye kullanılması demek olur ki, bu da en hafif deyimi ile ayıp, suç ve günahtır.
Yugoslavya dersi...
Etnik farkları konuşmak Başbakan’ın alışkanlığı oldu.
Dün de “Bizim için Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza, Roman, Arnavut, Boşnak; aklınıza ne gelirse canımız ciğerimizdir, kardeşimizdir” dedi.
Kardeşlik millet olmanın ön şartlarından biridir, vazgeçilemez.
Bu doğrudur ama Başbakan’ın her fırsatta etnik unsurları sayması, hangi menfaat için gerekiyor; bunu anlamak kolay değil.
Çünkü doksan yıllık cumhuriyet, imparatorluğun mirası olan bu köklerden bir millet yaratmıştır.
O milletin adı Türk Milleti’dir.
Türk sözcüğünü etnik köklerden birine ad olarak kullanmak ulusal bütünlüğe zarar verir.
İkide bir Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza diye tekrarlamak sadece parçalanan Yugoslavya’yı hatırlatır.
Cephelerden merkeze toplananların içlerinde yarattıkları birliği sürekli tartışmak ise normalde haksızlık, eğer siyaset adına yapılmışsa suçtur.
Etnik milliyetçilik de dinsel milliyetçilik de gerçekten yapılmamalı!
Sandık bereketi
Haberin Devamı

