Ahlâk ve adalete dayanmayan alışverişler kimimizi yoksulluğa, kimimizi de açgözlülüğe sürükler.
Halil Cibran'ın bu sözü, yalnız ticaret hayatında değil, devlet hayatında da kendisini doğruluyor.
Rüşvet ve yolsuzluk, bir tarafı devlet olan alışverişlerde iki taraflı haksız kazançların maymuncuğudur.
Yozlaşma önlenmediği takdirde bütçe açıklarını bile büyüten boyutlar alabilir. İtalya "temiz eller operasyonu" ile çöküşü durdurdu ama Türkiye, bitirici darbeyi indirecek tedbirleri alamıyor.
Dünya tecrübeleri şunu gösterdi: Seçilmiş veya atanmış kamu yöneticilerine servetlerinin kaynağını soramayan sistemler soyulmaya mahkûmdur.
Hesap sormanın yolu da, siyasi aktivite dışında işleyecekleri suçlardan dolayı milletvekilleri ile hükümet üyelerinin dokunulmazlığa sahip olmamalarıdır.
Tayyip Erdoğan seçimden önce bu konuda millete söz verdiği halde taahhüdünü yerine getirmiyor. Bahaneleri de şu: "Memurların da dokunulmazlığı var. Kaldırılacaksa hepsi birlikte kaldırılmalı. Sadece milletvekilleri ile olmaz.."
"Siz, anayasayı bile değiştirecek güce sahip bir iktidarsınız; gereken buysa öyle yapın" diyorsunuz, o zaman da susuyorlar..
Çünkü zırhlarından soyunmaya razı değiller. Çünkü mecliste bekleyen yığınla suç dosyası var. İşi gürültüye getirmekten başka çıkar yol yok..
Medya ve sivil toplum örgütleri bu oyuna ve siyasi hileye suskun kalmamalıdır. Önce şu gerçeği tespit etmek gerekiyor:
Memurların dokunulmazlığı bulunmuyor. AKP'nin sığındığı mevzi uyduruktur. Suçlanan bürokratlar, kötü niyetle önü tıkanmadığı takdirde belli bir usule bağlı olarak mahkemeye çıkarılabiliyor.
Son örneği önceki gün VATAN'ın manşetindeydi.
Gebze'de akaryakıt kaçakçılığı yapmakla suçlanan bir çete bağlamında Ulaştırma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Kemal Albayrak mahkemeye verilmiştir. 24 sanıkla birlikte bu yüksek memur 14 yıla kadar hapis istemiyle yargılanacaktır.
Bu olay, AKP'nin milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırmama bahanesini çürütüyor.
O kadarla da kalmıyor: Kemal Albayrak bu ağır töhmete rağmen görevinin başında tutulmaktadır.
Eski iktidar üyelerini bölük bölük Yüce Divan'a gönderirken aslan kesilen AKP iktidarı, kendi şemsiyesi altında işlenen suçlara hindi tevekkülü gösteriyor.
Bu samimiyetsizlik, lâf kalabalığı ile daha ne kadar saklanabilir?
Doğal olmayan ölüm
Deniz Baykal, ihanetten ve Atatürk'e suikastten söz edip üstüne bir de "ölümüm doğal yoldan olmayabilir" dedi ya...
Biz de dün bu iddia ve şüphelerin kanıtlarını açıklamak borcu altında olduğunu belirtip kendisine çağrı yaptık ya...
Dün okurlarımızdan lehte, aleyhte yığınla elektronik mesaj geldi. Büyük bir kesim hile amaçlı kuruntu tezine hak verirken birkaç kişi Baykal'ın endişelerinde haklı olabileceğini yazmış.
Bana en ilginç gelen tahlil şu oldu: Sayın Baykal "Koltuğumu alırsanız kahrımdan ölürüm" demek istiyor.
Kongre kaybetmenin ölümcül bir kahır yaratması bir siyasetçi için doğal olamaz.
Tabii getirdiği ölüm de doğal ölüm olamaz!
Samimiyet sorunu
Ahlâk ve adalete dayanmayan alışverişler kimimizi yoksulluğa, kimimizi de açgözlülüğe sürükler
Haberin Devamı

