Şam’da akıl kaldıysa...

Haberin Devamı

Başbakan’ın “Sabrın sonuna geldik” uyarısı bugün Dışişleri Bakanımız tarafından Şam’a tebliğ edilecek!

Suriye’de kendi halkının kanı ile beslenen bir canavar rejim var.

O bakımdan Davutoğlu’nun yapacağı uyarılar, diplomatik dilin zorlama nezaketi içinde anlamını kaybetmemelidir.

Davutoğlu bugün Washington’un uyarı ve taleplerine de sözcülük edecek.

Yani “askerleri kışlaya çekmesi ve tüm tutukluları serbest bırakması” için Suriye Devlet Başkanı Esad’a Davutoğlu’nun yapacağı çağrı Amerika’nın da talebi olacak.

CHP lideri Kılıçdaroğlu dün uyarıda bulundu:

“Batılı güçler Suriye’ye askeri müdahale yaparsa biz katılmayalım..”

Türkiye’nin zaten böyle bir düşüncesi ve hazırlığı olamaz ama duruşumuzu gereğinden fazla yumuşayarak caydırıcılık niteliğimizi tümden yitirmemeliyiz.

Öyle bir durumda “Sabrın sonuna geldik” sözünü nasıl açıklayacağız?

“Adın ne?. Mülâyim.. Sert olsan ne yazar!” durumuna düşmeyelim.

Hele hele bugünkü ziyaretten sonra Esad yönetimi katliamlarını sürdürme cesaretini asla gösterememelidir.

Suriye yönetimi Türkiye dostluğunun değerini herhalde takdir edecek ve dünyaya açılan tek kapısını kaybetmek istemeyecektir.

Türkiye’nin menfaati de Suriye’nin kazanılmasını emrediyor.

Ama dikkat, kana bulanmış rejimlerin tabiatından gelir; lâf altında kalmazlar.

Pire için yorgan yakarlar.

Esad’a uluslararası camianın kendisinden beklediği insani jestler ve reformlar bir mecburiyet yükler biçimde talep edilmeli ama tehdit dili kullanılmamalıdır.

Zaten olaylar yeteri açıklıkla anlatıyor:

Rusya Devlet Başkanı Medvedev “Sonun kötü olur” diye uyarıda bulundu.

Suudi Arabistan bile olan biteni “kabul edilemez” bularak büyükelçisini geri çekti.

Davutoğlu’nun götüreceği planın Suriye için can kurtaran simidi olduğunu anlamaya yetecek kadar idrak kalmıştır dileriz!

Yakalama komedisi

Dünkü yakalama kararlarının da yerine getirilmesinden sonra Hasdal’daki tutuklu generallerin sayısı 47’ye çıkacak..
“Kamuoyunu yönlendirme amaçlı internet siteleri” davası kapsamında savcı 22 sanık hakkında yakalama talebinde bulunmuştu.

Mahkeme 14 sanık hakkındaki talebi dün kabul etti.

Bunlardan 7’si general rütbesine sahip.

Durumu en ilginç olanı ise Orgeneral Hüseyin Nusret Taşdeler...

Ege Ordu Komutanı sıfatıyla son Yüksek Askeri Şûra’ya üye olarak katılan Orgeneral Taşdeler, bir yandan TSK’nın geleceğini inşa eden kararlara katkıda bulunurken bir yandan müebbet hapislik bir suç nedeniyle savcılık tarafından aranıyordu.

Hakkında talep edilen yakalama kararı da mahkeme kürsüsünün bir çekmecesinde ele alınmayı bekliyordu.

Dünkü yakalama kararları da geçmiştekiler gibi “yasaya aykırılık” iddiasıyla yoğun eleştiriye uğradı.

Hukukçular yakalama kararının ancak çağırıldığı zaman gelmeyen ve kaçak olan sanıklar için başvurulan bir tedbir olduğunu söylüyorlar.

Oysa bu sanıklar öyle değil.

Özellikle de Orgeneral Taşdeler...

Bu generalin YAŞ’ta görev yaptığını TV’lerden tüm ülke günlerce izlemiş ama yakalama kararı YAŞ toplantısı kazasız bittikten sonra mahkemenin gündemine gelmiştir.

İktidarın, kontrol ettiği yargıyı bir yönetim aleti gibi kullandığına daha inandırıcı bir kanıt bulunabilir mi?

DİĞER YENİ YAZILAR