Sakin olalım

Haberin Devamı

Fransa Ulusal Meclisi, saygınlığının ağır hasar görmesine sebep olacak büyük bir suç işledi.

Başbakan Erdoğan’ın dediği gibi Fransız ihtilâlinin temeli olan özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ilkeleri, oy peşinde koşan siyasetçilerin bencil ve aç gözlü saldırganlığı yüzünden ayaklar altında kaldı.

Ermeni soykırımı iddiasının reddini hapis ve para cezası yaptırımına bağlayan teklifi yasalaştırmak, apaçık bir özgürlük ve insan hakları cinayeti idi.

Çünkü bilimsel olarak kanıtlanmamış ve hiçbir mahkemenin hükmüne bağlanmamış “Ermeni soykırımı” üstünde şüphe ifade etmek bile Fransız Meclisi’nin dünkü kararından sonra artık suçtur, yasaktır.

Türkiye arşivlerini açtı ama bu iddiaya taraf ülkelerin birçoğunda hâlâ gün yüzü görmemiş tarihi belgeler var.

Bunlar bilim adamlarını bekliyor.

Ama hayır; “soykırımın inkârını suç sayan yasa hiç değilse bilim adamlarını kapsamasın” diyen önerge de reddedilerek bilimsel araştırmaların dahi yolu kesildi.

Bu kadar kolay mı?

Avrupa demokrasisi için yüz karası olan bu “cinnet kararı” 577 üyeli Meclis’in sadece 55 parlamenter ile yaptığı toplantıda alındı. Ve 38 üyenin “evet” oyları ile yasalaştı.

Yetmiş milyonluk bir ulusu, kabul etmediği bir suçtan mahkûm etmek bu kadar kolay mı olmalı?

O 38 milletvekili Fransa Ulusal Meclisi’nin geçmişine ve gözümüzde yarattığımız yüceliğine zarar vermiş, adalet ve özgürlük gibi iki temel değeri oy uğruna harcayabildiğini göstererek suç işlemiştir.

Böylesine tarihi bir birleşimde soykırım kanıtı olarak dönemin Osmanlı yöneticilerine atfedilen sahte belgeler ikna aracı olarak kullanılabilmiştir.

Başbakan Erdoğan dün Fransa ile ilişkilerimizi donduran hükümet kararını açıklarken doğru bir tespit yaptı.

Fransa’da seçimlere dört ay kaldı. Sarkozy’nin Ermeni seçmenlere dönük çabası bir çaresizlik eylemidir.

Çünkü ırkçılık, ayrımcılık ve yabancı düşmanlığı üstünden siyaset yürütüyor.

Türk düşmanlığı ve İslâm fobisi üstünden oy avcılığı yapıyor.

Kazandırır mı? Hayır, tarih asıl ona acımayacaktır. Çünkü merhameti hiç hak etmiyor!

Hedefleri yüzüncü yıl

Bu talihsiz gidişi durdurma şansı tamamen tükendi mi?

Çünkü Ermeni diasporası, tehcirin yüzüncü yılı olan 2015’e kadar soykırımı inkâr yasasını bütün AB üyesi ülkelerde geçerli hâle getirmeye çalışıyor.

Bu durum Türkiye’nin yumurta kapıya dayandığında bağırıp çağırmak dışında planlı bir çalışma örgütlemek zorunda olduğunu düşündürüyor.

Parlamentoları Ermeni taleplerinden etkilenmeye açık bütün ülkeleri “asarız, keseriz” diye tehdit ederek, zıtlaşma havasına girerek gidişi lehimize çeviremeyiz.

Yürürlüğe girmesi için bu yasanın, seçim tatilinin başlayacağı 22 Şubat’a kadar Senato’da kabul edilmesi gerekiyor.

Acaba Fransa ile ilişkileri aşırı germek, yasanın hasır altı edilmesine mi, yoksa tahrik etkisi ile ocak ayı bitmeden sonuçlandırılmasına mı hizmet eder?

Herhalde doğru olan Fransa’yı kamuoyu üstünden etkilemeye çalışmak olmalı.

Tavrımız vakar üstünde yükselmelidir.

Tehdidi az ama bilgisi, belgesi yoğun bir kampanya, bugünden tezi yok planlanıp uygulanmalıdır.

Bu kampanyayı yürütecek yabancı tarihçi takviyeli takımın 2015’e kadar çok işi olacak.

DİĞER YENİ YAZILAR