Çoğunluk gücünün yeterli olmadığı işlerin başında anayasa yapmak gelir.
Oysa AKP mecliste ezici çoğunluk elde ettiği için yeni anayasa yapma hevesine kapıldı.
Geçen gün Harvard Üniversitesi Kennedy Yönetim Okulu’nun öğretisini aktaran Ali Rıza Bozkurt’a dayanarak yazmıştım:
Anayasayı siyasi meclisler yapamaz, anayasa yapmak için oluşturulmuş meclisler ve mutlak tarafsızlık şartları kazandırılmış temsilciler yapabilir.
Bu meclisin üyeleri, sonraki hayatlarında siyaset yoluyla elde edilen makamlara aday olma haklarını işin başında terk edeceklerdir.
Tarafsızlık o kadar önemli!
Bizde öyle değil. Siyasetçiler kendi çıkarları ekseninde bir düzen kuracakları için bu metin toplumsal mukavele gücünü hiçbir zaman taşımayacaktır.
Mesela kangrene dönüşmüş dokunulmazlık meselesi... Taslakta var ama göreceksiniz, kabul edilmeyecektir. Nereden mi belli?
Yürürlükteki anayasanın vermediği dokunulmazlığı yeni anayasa cumhurbaşkanına veriyor!
AKP’li siyasetçiler dokunulmazlığa karşı çıkarken “kaldırılacaksa herkesinki kaldırılsın” diyorlardı. Ama Gümrükler Müsteşarı’nın akaryakıt kaçakçılığından yargılanmasını Bakan Tüzmen önlemeye çalıştı. Yargıtay Başsavcısı, Müsteşar’ı bakanın elinden Danıştay kararı ile aldı.
Yani “Bütün dokunulmazlıklar beraber kalksın” diyen AKP bu konuda samimi değildir!
Siyasetçinin taraf olduğu tüm konularda anayasa özürlü olacaktır. Yapılan iş Atatürk’ün izlerini ve laikliğin güvencelerini soldurmaktan öteye gitmeyecektir.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Fırat, taslağı hazırlayan bilim kurulu ile AKP heyetinin haftaya birlikte çalışacağını, Başbakan’ın da o tartışmalara katılacağını açıkladı.
İşte bu hamle, akla gelen gelmeyen tüm kural ihlâlleri ile sakatlanmış bir anayasa yapmanın rekorunu kırdırabilir.
Birileri Başbakan’a “Sakın ha!” diyebilmelidir.
O anayasanın hükümeti değil vatandaşı korumak için yazılmak zorunda olduğunu biri söylemelidir!
AKP’nin ev ziyaretleri
Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir’in çıkışı bir meydan okuma sayılmamalı.
Bu kaybetme telâşının tetiklediği bir patlamadır.
Dün Başbakan, hükümetin Diyarbakır’a adaletsizlik yaptığına dair bir kanıt gösterilemeyeceğini söyledi. Bölgeye daha önce görülmemiş tutarda 5,5 katrilyon liralık yatırım yaptıklarını belirtti.
Zaten Baydemir’in itirazı da buna. Diyarbakır’da AKP’li belediye olsa yatırımlar onun eliyle yapılacaktı. AKP’li olmadığı için hükümet üstünden yapılıyor.
Başbakan dün “Yerel yöneticiler lâf yerine iş üretsinler” diye bir uyarıda bulundu.
Muhalefet partilerinin haberi var mı, bilmiyoruz ama AKP kıtaları 2009’daki belediye seçimleri için ev ziyaretlerine başladılar bile.
Uyuyanları saygıyla uyarırız!

