Cumhurbaşkanı şunu demek istedi: “Böyle kanun olmaz. Şimdi ben onaylıyorum ama acele düzeltin!”
Bu tavsiyenin tabii ki hiçbir değeri bulunmuyor.
Çünkü Gül’ün sakat olduğunu bilerek ve sakat yerlerini göstererek onay verdiği yasa yürürlüğe girmiştir.
Askerlere sivil mahkeme yolunu açan düzenlemenin, askeri mahalleri eleğe çevirmesi, askere yönelik iftiraları tahrik etmesi, sivil ve askeri yargıda yetki karmaşası yaratması ihtimali bulunduğunu herkes biliyor, söylüyor.
Bilim adamlığını siyasete kurban etmiş bir iki kişi hariç tüm bağımsız hukukçular yasanın Anayasa’ya aykırı olduğunu görüyorlar.
Türkiye’de siyaset-asker ilişkileri sömürü ve tahriklere karşı son derece savunmasız bir döneme giriyor.
Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek “Cumhurbaşkanı’nın gönderdiği tavsiyeleri önemsiyoruz. Gerekeni bir an önce yapacağız” dedi.
Yarasalara fırsat
Aslında Genelkurmay’ın onay öncesi Çankaya’ya sunduğu rapordaki sakıncaları yerinde gören ve yasal tedbirlerin acele alınması için Başbakanlığı bir yazı ile uyaran Cumhurbaşkanı’nın “önce sakıncaları gideren tedbirleri alın, sonra benden onay isteyin” demesi gerekirdi.
Ama öyle davranmadığı için askerlere intikamcı duygular besleyen çevrelere geniş bir av alanı yaratmıştır.
Laik cumhuriyete yönelik düşmanlıkların iştahları kursaklarında kalmış sahipleri, önümüzde ne kadar süreceği belli olmayan boşluğu, birikmiş hınçlarını tatmin için kullanmak isteyeceklerdir.
İntikam hırsı ile gözü dönenler arasında TSK’yı düşman askeri gibi görenler ve “Bu askeri araçlar ayak altından çekilsin” diyecek kadar kendinden geçenler var.
Su alan bir gemiyle sefere çıkmaya benziyor durumumuz.
Cemil Çiçek “yasal düzenleme süratle yapılacak” diyor ama nasıl?
Meclis tatilde!
Herkes göreve...
Askeri garnizonlara girmek isteyen savcıların nizamiye kapılarını zorladığı, dava dosyalarını bir yanından askeri, bir yanından sivil mahkemelerin çekiştirdiği, ihbar ve iftira furyasında vicdanların ve adaletin bunaldığı bir ülke herhalde iktidar sahiplerinin görmek istemeyeceği bir tablodur.
Evet ekonomik krizin ve işsizliğin sancıları, yolsuzlukların ve bilhassa Deniz Feneri rezaletinin yıkıcı etkileri hafifletildi belki ama içine girdiğimiz tehlikeli boşluk, iktidara “keşke gündemi değiştirmek uğruna böyle bir oyuna tamah etmeseydik” dedirtecek faturaları önümüze koyabilir.
Hükümetin ve parlamentonun elbette sorumluluk duygusu ile hızlı hareket etmesini dileriz.
Ama yeterli olmayabilir.
CHP de Anayasa Mahkemesi’ne açacağı iptal davası için gün kaybetmemelidir.
Hatta Anayasa Mahkemesi de tatil düşünmeden davayı sonuçlandırmalıdır!
Sakat yasa ile tehlikeli boşluk
Haberin Devamı

