Referandum, kısa bir aradan sonra gündemdeki bir numaralı yerini tekrar alıyor.
Raportör, Anayasa Mahkemesi’ne yapılan iptal başvurusu ile ilgili görüşünü belirledi.
Yüksek mahkeme 3 Haziran Perşembe günü toplanarak ilk incelemesini yapacak.
Raportör Ali Rıza Çoban mahkemenin anayasa değişikliklerini sadece şekil şartları açısından inceleyebileceğine dair hükme dayanarak karar oluşturması gerektiğini savundu.
Bu yaklaşım, Anayasa Mahkemesi üyelerine yönelik “iptal başvurusunu esas incelemeye geçmeden reddedin” önermesidir!
Hemen belirtmek gerekir ki raportörün görüşü, Anayasa Mahkemesi’ndeki davaların sonucunu tahmin etmek isteyenlere doğru bir istikamet göstermiyor.
Hatta tam tersini gösteriyor diyebiliriz.
Bunu birçok davada yaşadık.
Mesela askerlere sivil yargı yolunu açan kanun için raportör “Anayasa’ya aykırı değildir” dedi.
Fakat Anayasa Mahkemesi 11 üyenin oybirliği ile raportörü refüze ederek değişikliğin anayasa aykırı olduğuna hükmetti.
Aynı senaryonun şimdi referanduma konu olan değişiklikler bağlamında tekrar yaşanması ihtimali az değildir.
Çünkü itiraz edilen maddeler Anayasa Mahkemesi ve HSYK yapılarını değiştirirken onları siyasi iktidarın hegemonyası altına sokuyor.
Mahkemenin yapacağı şekil denetimi, bu özün yakalanmasına yetiyor. Mahkeme değiştirilemez maddelerle ilgili şekil denetimini yaparken, hukuk devletinin ihlâl edildiğini belirleyecek, kararını o yönde verecektir.
Türbanla ilgili karar da böyle verilmişti.
Bu gidişi görüyor olmalılar ki iktidar çevreleri, hiç değilse referandumun yapılacağı 12 Eylül tarihine kadar mahkemeden karar çıkmaması için kulise başladılar.
AKP Grup Başkanvekili Bozdağ “kararın referandumdan önce mi, sonra mı çıkması doğru olur?” diye soran gazetecilere dün “Mahkemenin takdiridir” cevabını verdi.
Mahkemenin böyle bir takdiri olamaz.
Yeterli zaman varsa -ki fazlasıyla var- Anayasa Mahkemesi, iptali pek muhtemel bir yasanın halkoyuna sunulmasına razı olamaz.
İsterse mahkeme başkanı zorlayabilir.
Ama bu yaptığı, gücün ve yetkinin kötüye kullanılması olur!
Eylemli ispat...
Economist dergisi Kılıçdaroğlu’nun gelişi ile ilgili dürüst bir değerlendirme yapmış.
Artılarını, eksilerini sıralamış ki, “Yeni Kemal” bu teşhislerden mutlaka yararlanmalı...
Eksiklerini hızla giderip artılarını parlatmalı.
Yazıda geçen bir soru dikkatimi çekti:
“CHP liderini değiştirdi. Peki lider acaba partisini değiştirebilecek mi?”
Üstünden yarım saat bile geçmemişti ki İzmir’den bir haber geldi:
“CHP Genel Sekreteri Önder Sav ve İzmir’deki destekçileri tarafından görevden alınması istenen CHP İzmir İl Başkanı Ekrem Bulgun baskıya dayanamadı ve Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nu aradı..”
Haberin devamında Kılıçdaroğlu’nun “Görevden alma yok. Bu tür sözlere kulak asmayın” diyerek İl Başkanı’nı rahatlattığı anlatılıyordu.
Deniz Baykal’ı öteki il başkanları kadar kolay terk etmeyi içine sindiremediği için Ekrem Bulgun görevinden uzaklaştırılmayı hak etmiş mi sayılmalı?
Eski anlayışı temsil eden Önder Sav’dır. Ve o “Yanlış ata oynadı, kaybetti; gitsin!” diyor.
Öteki partilere de örnek olacak bir parti içi demokrasi vaat eden yeni lider olarak Kılıçdaroğlu ise “Kal ve çalış” diyor.
Değiştirme gücünü gösteriyor!
Sakat raporu!
Haberin Devamı

