Terörden çok çektik. Şükür hiç yenilmedik. Ama her defasında ağır bedeller ödedik..
Böylesine ibretli tecrübeler yaşamış bir toplumun Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastinden sonra daha bilinçli, daha gür sesli ve ortak düşmana karşı geniş katılımlı bir tepki koyması gerekirdi.
Bu gücü gösteremedik.
Tepkiler alışılmış klişelerin ötesine gitmedi.
Türkiye'yi tarihsel bir kavşakta yeniden istikrarsızlığa sürüklemek amacıyla seçilmiş bir hedef olan Hablemitoğlu bugün toprağa verilecek.
Bu cenaze töreni, meclisteki ve meclis dışındaki bütün partileri, ideolojileri ne olursa olsun tüm sivil toplum örgütlerini ve yığınları birleştiren vakur bir kararlılığın zemini olmalıydı.
"Terör arttıkça iktidarın suyu ısınacak" hesabına dayalı siyaset anlayışı geçmişte kimseye hayır getirmedi.
Terörün, demokrasiyi vazgeçilmez yaşam sayan herkesin ortak düşmanı olduğunu öğrendik. Ama bu son olayda öğrendiğimizi gösteremiyoruz.
Zincirleme hatalar
Katillerin mutlaka yakalanacağı teminatını vermek iktidarlar için risktir.
Evet ama iktidar böyle bir olayda değilse nerede risk alacak?
Komplolara bulaşmamak iktidarı kurtarmaz. Vatandaşı teröre karşı korumak da iktidarın birincil görevidir. İktidar sözcüleri, tetikçilerin arkasındaki güçlerin niyetini yorumlayacak yerde tüm enerjilerini onları yakalamak için harcamalıdır.
Taahhütte bulunmaktan korkmamalıdır.
Bunu başaracak teknoloji ve tecrübe zenginliği güvenlik güçlerimizde vardır.
Devlet adamları, bu konuda konuşurken terörün psikolojik amaçlarına bilmeden hizmet etmenin yanlışına da düşmemeli..
Cumhurbaşkanı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı hata yaptılar.
Sezer "Bunun, kötü günlerin başlangıcı olmamasını diliyorum" dedi.
Kanadoğlu, siyasi cinayetlerin tekrar başlaması endişesini taşıdığından söz etti.
Olmaz..
Haklı çıksa ne yazar
Terör silâhlı propagandadır.
Devletin zirvesinden yansıyan bu sesler halkın güvensizliğini artırarak terörün amacına hizmet etmez mi?
Arkasında kim olursa olsun sonuçta yapılacak ilk iş katili yakalamaktır.
Kötü günlerin geri gelmesi böyle önlenir.
Sezer ve Kanadoğlu'nun ilerde haklı çıkması onlara ve ülkeye ne kazandırır?
Görevleri, endişelerine kaynaklık eden sebepler her ne ise bunları hükümete iletmek ve sonuç alınmasını istemektir.
Yoksa bu endişeleri halkla paylaşmak değil..
Çünkü millet artık "ben zamanında uyarmıştım" diyen yöneticilerden bıkmıştır.
Korkulardan ve bu korkuların ürünü olan baskı yasalarından usanmıştır.
Artık kendisine korkusuz yaşama hakkını sağlamak amacında ortak sorumluluk anlayışı ile çalışan bir yönetim ve devlet istiyor.
Terör karşısında kimse hakem rolü oynamasın. Hepimiz aynı gemideyiz.
Sakat duruş
Terörden çok çektik. Şükür hiç yenilmedik. Ama her defasında ağır bedeller ödedik.. Böylesine ibretli tecrübeler yaşamış bir toplumun Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastinden sonra daha bilinçli, daha gür sesli ve ortak düşmana karşı geniş katılımlı bir tepki koyması gerekirdi.
Haberin Devamı

