Sahte yakınlık

Batılı devlet adamları, sadece tercüman aracılığıyla konuşabildiği bazı yabancı siyasetçilere niçin arkadaş muamelesi yaparlar?

Haberin Devamı

Batılı devlet adamları, sadece tercüman aracılığıyla konuşabildiği bazı yabancı siyasetçilere niçin arkadaş muamelesi yaparlar?

Bu yakınlığı da neden genellikle Asyalı, Afrikalı ve Güney Amerikalı liderlere gösterirler?

Çünkü bu coğrafyalarda liderler, ülkenin kurumlarından, kurallarından ve kanunlarından daha fazla önem ifade ederler.

Onların iradesi “olmaz”ı tanımaz. Batılı bir liderin arkadaşlığına ve teşekkürüne lâyık olmak için, birkaç kanunu çiğnemenin, bazı ülke menfaatlerinden vazgeçmenin sözü bile olmaz!

İngiltere Başbakanı Tony Blair’in Başbakan Erdoğan’a yazdığı mektubu okuyunca aklıma bunlar geldi.

Tony Blair Başbakanımıza küçük ismiyle “Dear Tayyip” diye hitap ederek başladığı mektubunda, İngiliz içki ihracatçısı firmalar için “torpil” istiyor.

Mahkemeyi bitirmiş!
“Torpil” dediğimiz hani “Alkollü içkiyi haram saydığınızı biliyorum ama bizim viskileri idare ediver” türü bir rica olsa neyse; yargıya intikal etmiş bir davayı etkilemesini istiyor.

Gümrük müfettişleri, İngiliz firmaları free-shop’lara ayrı, ithalâtçı firmalara ayrı fiyat uyguladıkları için devletin yılda 90 milyon YTL vergi kaybına uğradığını tespit ederek vergi cezaları kesmiş.

O şirketler de bir yandan İngilizleri haberdar ederken bir yandan da Danıştay’a dava açmışlar.

Başbakan Blair’in mektubu bu davayı kafasında bitirmiş bir eda taşıyor. Özetle diyor ki, “Dava ancak eksik bilgilerle karar oluşturulursa içki şirketlerinin aleyhine sonuçlanır..”

Terbiyesizliğin üstüne de iki tehdit:

O zaman şirketlerimiz Türkiye’deki çalışmalarına son vermek zorunda kalabilirler. Ayrıca bu durum ülkenize yönelik kaçak ithalâtın artmasına sebep olur!”

Çok merak ediyorum, bu mektuba bizim Başbakan “Dear Tony, I am sorry!” diye bir cevap gönderdi mi.

İltifat değil hakaret!
Göndermediyse CHP Meclis Grup Başkanvekili Kemal Anadol’un dediği gibi kişisel tatmini uğruna ülkenin onurunu ve çıkarını feda etmiş demektir.

Kanunu dolanma telkinini etkili kılma amaçlı bu sahte yakınlık gösterisi bir iltifat değil, anlayana hakarettir!

Tayyip Erdoğan Tony Blair’in gözünde, mahkemeleri siyasi güce boyun eğebilen bir ülkenin başbakanıdır. Erdoğan da bu mektubu “görüş oluşturmak üzere” Gümrük Müsteşarlığı’na havale ederek hakareti yutmuştur.

Şimdi mahkeme aleyhte karar verse “tepki kararı” diyecekler. Karar lehte çıksa bu kez “baskı işe yaradı” diyecekler.

Hak etmiyoruz bunları!

DİĞER YENİ YAZILAR