Saddam’la bitmedi!

Devrik diktatör Saddam hakkındaki idam kararı adaletin ulaştığı bir son mudur? Hayır; galiba siyasetin uğradığı bir ara istasyondur

Haberin Devamı

Devrik diktatör Saddam hakkındaki idam kararı adaletin ulaştığı bir son mudur?

Hayır; galiba siyasetin uğradığı bir ara istasyondur. Başkanı Kürt olan Irak mahkemesi, Amerika’da siyasi dengeleri değiştirecek olan Kongre ara seçimlerine iki gün kala Başkan Bush’a teşekkür borcu ödemiştir. Ama Saddam’ın kellesi Bush yönetimini Demokratların dayağından kurtaramayacaktır.

Bush, uluslararası normlara ve işbirliğine hiç değilse yargılama aşamasında saygı gösterseydi... Süreç yine idamla bitse bile sonuçları bu kadar korkutucu olmayabilirdi.

Can derdini unuttu
Saddam’ı sehpaya götüren sürece katılacak olanların mensubiyetleri, korkulan iç savaşın ateşini körükleyecektir.

Tehlike o kadar açık ve büyüktür ki, çağın en zalim diktatörlerinden biri olan Saddam bile can derdini unutup halkını uyarmak ihtiyacı duymuştur.

Mahkemenin kararını açıklamasından sonra okunmasını istediği Irak halkına yönelik mesajı şöyle:

“Benim idam cezamın öcünü Amerikalı işgalcilerden almayın. Mezhep çatışmasına bulaşmayın, birlik olun!”

Bush ve arkasındaki Neo-con’ların doktrini yerlerde sürünüyor bugün.

11 Eylül saldırısının şoku ile ABD, kitle imha silâhlarına sahip terörist örgüt ve devletlere karşı önleyici savaş denilen maceraya sürüklendi.

Bugün Irak’taki 650 bin Iraklı sivilin, 2 bin 500 Amerikalı askerin ölüsüne Başkan Bush’u gaza getiren Neo-con’ların pişmanlıkları eşlik ediyor.

Pentagon eski danışmanı Richard Perle bir dergiye Irak’ın işgalinin bir hata olduğunu itiraf etti.

Aynı dünyanın ünlü ismi Francis Fukuyama son kitabında Bush’un Amerikan gücünü yanlış kullandığını yazıyor.

Amerika’nın kullandığı bahane asıl işgal sayesinde gerçekleşmiş, Irak uluslararası teröristlerin ve cihadı terör olarak uygulayanların eğitim üssü ve eylem alanı haline gelmiştir.

Biz savaşın başında “Amerika yıkar ama yapamaz” diyorduk.

Bu korku Irak dışında da gerçekleşmiş İslâmcı siyasi oluşumlar partileşmiş, bu kimlikteki partiler de bütün bölgede güçlenmiştir.

Amerika’nın sicilini düzeltecek bir mucize beklenebilir mi?

Biz ne olacağız?
Demokratların Ulusal Komite Başkanı Howard Dean dün şöyle diyordu:

“En büyük tehlike, Irak’ın bir terörist devlete dönüşeceği değildir. En büyük tehlike Irak’ın bölünmesi ve Türkiye’nin doğusunu istikrarsız hale getirmesidir” diyor.

Bu eleştiri bir umudu da barındırıyor içinde. Amerika’daki iktidar alternatifi partiye hiç değilse Türkiye’nin önemini anlatmak gerekmeyecek!

Ama Saddam’ın idamı ile yeni bir geleceğin önü açılırken Türkiye’nin ulusal bütünlüğünü korumaya yönelik çabalarında başarılı olma mecburiyeti, önemini hiç kaybetmeyecek.

Ulusal kaderimizi dışarıdaki tesirlerden çok kendi erdemlerimiz veya yanlışlarımız belirleyecek.

DİĞER YENİ YAZILAR