Sabrımızın sonu

Mehmetçik’in mübarek kanı feda olsun bu vatana! Tamam, kimse başka türlüsünü söylemiyor.Hatta Bingöl’den al bayrağa sarılı olarak gelen aslan gibi oğlu Halim’i dün toprağa veren Vanlı Şerafettin Atlas, acının iki büklüm ettiği vücudunu ayakta tutamıyor, ama fotoğrafına baktığı oğlu için döktüğü gözyaşlarını göstermemeyi yine de başarıyordu.

Haberin Devamı

Mehmetçik’in mübarek kanı feda olsun bu vatana! Tamam, kimse başka türlüsünü söylemiyor.

Hatta Bingöl’den al bayrağa sarılı olarak gelen aslan gibi oğlu Halim’i dün toprağa veren Vanlı Şerafettin Atlas, acının iki büklüm ettiği vücudunu ayakta tutamıyor, ama fotoğrafına baktığı oğlu için döktüğü gözyaşlarını göstermemeyi yine de başarıyordu.

Yoksul fakat özverinin doruğuna çıkmış bu soyluluk, acaba hak ettiği karşılığı devletten görüyor mu?

Vatan evlâtlarını katil sürüleri karşısına nasıl çıkardığımıza bağlı olarak değişir cevabı.

Bahar geldi, PKK yılanı kovuğundan çıkıp zehrini, melânetini saçmaya başladı. Ülkenin dört bir yanına her gün şehit cenazeleri dağılıyor. Her şehitle beraber anneler, babalar, kardeşler, nişanlılar, eşler yaşayan ölüler haline geliyor..

Kaçıncı yıl bu; yine aynı çaresizlikle köpürüp içimizi mi tüketeceğiz?

Üç-dört bin soysuz katilin yok edildiğini görmek için daha ne kadar bekleyeceğiz, söyler misiniz?

Mehmetler ölmesin
Askerlik görevini yedek subay olarak yapmış bir okurum şunu yazıyordu:
“Silâhla ilk kez orada tanıştım. Üç buçuk aylık eğitimde toplam 50 mermi attım. Benim gibi amatör biri ile mesleği adam öldürmek olan teröristin karşı karşıya geldiği bir bölgede başarılı olmak imkânsız değilse bile bedeli çok ağırdır.”

1995 Mart’ında PKK’ya karşı yapılan en büyük harekât olan Çelik-1 Operasyonu’nu yöneten emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu bir konferansta şöyle demişti:
“Eğer PKK ile mücadele için özel birlikler kuramıyorsan ölmeye devam edersin!”

Haydi, efsane komutan Pamukoğlu niçin tümgeneralken emekli edildi diye sormayalım ama profesyonellerden kurulu, küçük fakat vurucu gücü ve hareket kabiliyeti yüksek özel kuvvetlerin neden hâlâ oluşturulmadığını, terörle mücadelenin niçin bütünüyle onlara devredilmediğini öğrenmeye hakkımız var.

Bölücü terör mücadelesini eskisinden de daha ciddi olarak ele almak gerektiğini gösteren işaretler çoğalıyor.

Kuzey Irak Kürt yönetimi lideri Barzani geçen gün “Türkiye Kerkük’e karışırsa biz de Diyarbakır’a karışırız” diye tehdit savurdu.

Düşman nerede, belli
Barzani daha önce de yaptı bunu. PKK’nın sahte ateşkesi devam ettiği için önemsenmedi.

Şimdi tehdide cenazeler eşlik ettiği için kafamıza dank etti. Etti de ne oldu? Dışişleri Bakanı Gül ABD Dışişleri Bakanı Rice’ı arayarak Barzani’nin uyarılmasını istedi.

Bu haberin halk üzerinde uyandırdığı etki kızgınlıktır. “Öğretmenim, Mesut saçımı çekiyor” diye sızlanan yumurcak rolünü kimse Türkiye’ye yakıştıramaz.

Barzani’ye karşı Erkan Mumcu’nun önerdiği şekilde Habur sınır kapısını uyarı niteliğinde üç gün kapatmakla başlayan, etkili olmadığı takdirde tırmanan tedbirler getiren bir politikayı derhal yürürlüğe koymalıyız.

Türkiye’ye düşmanlığın bedelini hissetmelidir Barzani.

Bebek katilleri cinayetlerine başladı. İstanbul’da dün 3 kiloluk A-4 tipi bir patlayıcı tesadüf sonucu farkedildi ve etkisiz hale getirildi.

Nereden geldiği belli: Aynı cins 8 kilo patlayıcı dün Şırnak’taki operasyonda ele geçti.

Bu düşmanlığın yaratacağı can kayıplarından sorumlu tutulacağını, böyle giderse Amerika’nın bile kendisini kurtaramayacağını Barzani anlamalı ve geceleri uyuyamamalıdır!

DİĞER YENİ YAZILAR