Sabotajı kim yaptı?

Bülent Arınç, türbanlı eşi nedeniyle "inadına aday" oldu ve Meclis Başkanı seçildi. Arınç'ın yarattığı bir oldu-bittiydi ve AKP lideri Tayyip Erdoğan'ın hiç hoşuna gitmedi

Haberin Devamı

Bülent Arınç, türbanlı eşi nedeniyle "inadına aday" oldu ve Meclis Başkanı seçildi.

Arınç'ın yarattığı bir oldu-bittiydi ve AKP lideri Tayyip Erdoğan'ın hiç hoşuna gitmedi.

Çünkü seçim döneminde ve seçildikten sonra din sömürüsü yapmamaya özen gösteren Erdoğan, tabanından gelen baskıya rağmen "Türban sorunu öncelikli işlerimiz arasında değildir" diyordu.

Bu bilinçli bir politika tercihi idi.

Erdoğan'a göre AKP'ye oy verenlerin önceliği yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele, iş ve aştı. Partinin bu alanlarda elde edeceği başarılar, türban sorununun çözümü için gerekli olan toplumsal mutabakatı kolaylaştırabilirdi.

Çünkü Kürt gerçeği gibi türban gerçeği de artık kabul edilmiş, CHP dahil tüm partiler bu sorunun bir şekilde çözülmesi gerektiği noktasında birleşmişlerdir.

Krizin taşları..
Erdoğan'ın akılcı politikasına en büyük zararı iki yol arkadaşı verdi.

Eşi türbanlı olmayan Vecdi Gönül'ü TBMM Başkanı yapma projesi "inadına aday" olan Arınç tarafından başarısızlığa uğratıldı.

Abdullah Gül, eşleri türbanlı subay ve astsubayları ordudan ihraç eden Yüksek Askeri Şura kararına Başbakan yetkilerini aşarak muhalefet şerhi koydu.

Dışişleri Bakanı olduktan sonra da köktendinci Milli Görüş'ü aklayan genelgesi ile AKP'ye yönelik şüpheleri tahrik etti.

Yani Meclis Başkanı Arınç'ın türbanlı eşiyle birlikte ev sahipliği yapacağı 23 Nisan resepsiyonuna yönelik boykot aslında tüm bu birikimin yansımasıdır.

Başbakan Erdoğan'ın "Ülkenin gerginliğe ihtiyacı yok. Ben de Arınç da eşlerimizi resepsiyona getirmeyeceğiz" demesine rağmen durumu tam düzeltememesi bundandır.

Ara bölgeler..
Erdoğan "Tam güven ortamı yakalanmışken bunu sabote etmek yanlış" diyor ama sabotajın kendi arkadaşlarından kaynaklandığını herhalde biliyor.

Peki bunun gereğini yapma kararlılığını gösterebilecek mi?

Lider kimliği ve makulü temsil eden çözüm yaklaşımı onun gücü..

Türban yasağı hukukun emridir.

Anayasa Mahkemesi de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de türbanı dini bir simge sayıyor ve kamu alanını buna kapatıyor.

Yani çözüm oldu-bittilerde değil yine hukuk yolunda aranacaktır.

Türban özel yaşamda serbest, kamu alanında yasak. Ama kamu görevi yapanların eşleriyle bulunmak zorunda oldukları "ara bölgeler" var.

Bu kişiler örneğin resmi davetlere yalnız gitmek, türbanlı eşlerini eve kapatmak zorunda mı bırakılacak?

İslâmı demokrasi ile bir arada yaşama iddiasını ispatlama misyonu taşıyan Türkiye bu sorunu toplumsal uzlaşma ile aşacaktır.

Yeter ki bu başarıda aslan payı koparmak isteyenlerin ucuz kahramanlıklarına destek ve cesaret verilmesin..

DİĞER YENİ YAZILAR