Sabır bitmez!

Haberin Devamı

Genelkurmay Başkanı Başbuğ’a o sözü yakıştıramadım.

Diyor ki “Sabrımız taşarsa biz de bildiklerimizi halkla paylaşacağız. Elimizde çok bilgi var, bunları açıklamak zorunda kalacağız..”

Aklıma eski zaman savaşları geldi. Bilirsiniz, savundukları kale düştüğü an onu kendileri ve içeri doluşmuş düşmanla birlikte havaya uçururlardı.

Komutan kime gözdağı veriyor bilemiyorum ama yaptığı uyarının bir yarar getirmesi beklenemez.

TSK’ya karşı psikolojik harp yürüten odakları durduracak bilgiler ve belgeler var da bunlar şimdiye kadar açıklanmadıysa nedenini herkes merak edecektir.

Açıklanması sakıncalı bilgileri açıklamak göze alınıyorsa, o zaman da kaleyi havaya uçuracak kadar vahim bir noktaya mı gelindi; bu sorulacaktır.

Başbakan dün Katar’a giderken bu konuda bir soruya muhatap oldu.

Muhalefet askerin feryatlarına kulak verilmesi çağrısı yaparken Başbakan yine şaşırtıcı bir değerlendirmede bulundu.

Yaptığı uyarı nedeniyle Orgeneral Başbuğ’u aramak gereğini duymadığını belirtirken sebebini şöyle açıkladı:

“Hayır (aramadım) ben (o açıklamayı) sizin önemsediğiniz kadar önemsemiyorum da onun için. Benim de moralim zaman zaman bozuluyor biliyorsunuz. Bazen şirazesinden çıktığı da oluyor!”

Şirazesinden, yani rayından, yolundan çıkma haline aktüel bir örnek gerekirse Başbakan’ın bu sözleri yeter de artar.

Genelkurmay Başkanı “Benim ordumun moralinin bozuk olması yalnız benim meselem değildir ülkenin meseledir” demişken Başbakan arkasına bakmadan bir dış geziye gidebilmiştir.

Ve giderken “Ben sizin kadar önemsemiyorum” diyebilmiştir.

Yeni bir aşamaya geldi bu iş:

Genelkurmay Başkanı, saldırıları göğüslemekte iktidardan yardım görmeyecekleri bilinci içinde hareket etmeye askeri hazırlamalı, demokrasiye bağlılığı konusunda şüphe uyandıracak, hele istismar konusu yapılabilecek beyanlardan sakınmalıdır.

Sabrının tükendiğini sık tekrarlayan bir silâhlı güç, düşmanı mutlu eder, motive eder çünkü!



*****




Ayarlanmış mahkeme...



Diyarbakır eski milletvekili Hatip Dicle korkunç bir açıklamada bulundu.

KCK davasının görüldüğü mahkemede Ahmet Türk’ün 15 Ekim’de İçişleri Bakanı Atalay ile görüştüğünü söyleyip, o görüşmede bakanın “Müsteşarımı Diyarbakır’a gönderdim. Hakim ve savcılar ayarlandı. Gelen PKK’lılar geldikleri gibi geçecekler” dediğini iddia etti.

Kürt açılımını, yargı bağımsızlığını katleden bu tecavüz başarısızlığa uğratmıştır.

Ve olay yargı bağımsızlığının önemini de kör gözlere sokmuştur.

Habur operasyonunda göze alınan skandal, iktidarın yargıyı ne hale sokmaya çalıştığını tehlike çanları çalarak gösteriyor.

AKP’nin yargı reformuna karşı herkes uyanık olmalı!

DİĞER YENİ YAZILAR