Tayyip Erdoğan doğru söylüyor: AKP'yi bugünkü durumuna rakipleri getirdi.
28 Mart sonrasının açmazı "Muhalefetsiz iktidar zor olmayacak mı?" sorusunda düğümleniyor.
Başbakan bu söylemlere tepki gösterirken şöyle dedi:
"Muhalefet yapma anlayışında zaafiyet varsa, bizim değil onların suçu.."
İktidardayken kirlenmenin ve ülkeyi batırmanın cezasını 3 Kasım'da gören partiler aynı körlüğü ve dağınıklığı hâlâ sürdürüyorlar.
AKP'ye yönelik umudu artıran AB ve Kıbrıs politikalarına sırf muhalefet olsun diye karşı çıkanlar sandıktan ne bekleyebilir?
Türkiye'deki değişimi fark edememekten ötürü tümü kusurludur. O değişimi yönetmeye ilk kez Tayyip Erdoğan ve arkadaşları talip olmuştur.
Nereden nereye?
Ülke bu tecrübeyi yaşayacaktı. Erbakan yıllar önce bunu gördü ve o ürpertici sözünü söyledi: "Kanlı mı olacak, kansız mı?" Aslında soru sormuyor, teslim şartlarını dayatıyordu.
Erbakan'ın ne istediğini RP'nin o tarihte (1994) İstanbul İl Başkanı olan Tayyip Erdoğan ifade etmişti:
"Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor.. Yahu bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek yahu! Sen bunun önüne geçemezsin ki.. Hem laik hem Müslüman olunmaz!"
28 Şubat hem Türkiye'nin hem de Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının şansı olmuştur. Erdoğan'ın o günlerdeki danışmanı Mehmet Metiner "İslamcılar 28 Şubat ile demokrasiyi keşfettiler.. Şükür şeriatı getiremedik" diyor şimdi..
Kafalardaki "acaba" endişesini gidermek için Başbakan Erdoğan da her fırsatı değerlendiriyor.
AB için destek
"Ilımlı İslâm devleti modeli" önermelerine Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Başbuğ "Hem laiklik, hem ılımlı İslâm devleti olmaz. Ya biri, ya diğeri olur" diye karşı çıkmıştı.
Başbakan NTV'ye verdiği demeçte askerin görüşünü destekleyen ifadeler kullanmış "Laiklik bir din değil ki laiklikle İslâmı bir araya getirelim. Laiklik başka bir şey, İslâm başka bir şey" demiştir.
Laik demokratik devlet düzeninin, dini inancın engeli değil teminatı olduğu gerçeğini keşfedip savunması, AKP oylarındaki artışın önemli sebeplerinden biridir. Diğer faktör de Türkiye'nin AB üyeliği için yıl sonunda müzakere tarihi alacağına dair umutların yükselmesidir.
Çünkü AB üyeliği, ekonomik gelişme vaat etmesi yanında laik demokratik rejim için de yeni ve sağlam bir güvence getirecektir.
Kim ne derse desin, Türk halkı sandıkta bilinçli seçim yapıyor.
AKP'nin temsil ettiği değişimi ülke için şans sayıyor ve yıl sonunda AB ile gerçekleşecek tarihi randevuya iktidarı güçlendirerek göndermek için hatalarını şimdilik hoş görüyor.
Rüzgârın sebebi
Tayyip Erdoğan doğru söylüyor: AKP'yi bugünkü durumuna rakipleri getirdi.
Haberin Devamı

